Aşk Bir Erkeğin Elde Balonla Sokak Sokak Dolaşmasıdır

Haberler

Aşk Bir Erkeğin Elde Balonla Sokak Sokak Dolaşmasıdır için yorumlar kapalı

18 yaşımdan gün almak üzereyim. Doğum günüme birkaç gün kaldı. 1 yıldır beraber olduğum ve deli gibi sevdiğim bir kız arkadaşım var. Üniversite sınavıydı, aileydi, parasızlıktı, bin bir tane karışıklıktı derken hayatımda güzel giden tek şey bu ilişkimdi. Ancak bir gün her nedense kavga ettik. Gençlik işte. Her şey ters giderken elimdeki tek güzel şey de arıza yapınca artık hiç bir şeye tahammül edemez hale gelmiştim. Yine de ilişkimizin bir kuralı vardı; sorunlarımızı her zaman yüz yüze konuşarak çözerdik. Telefondan veya mesajlaşarak sağlıklı olmadığını ikimiz de çok iyi biliyorduk. Ben kaşlarım çatık, belediye otobüsünde ona nasıl bir konuşma yapacağımı kafamda kurarken, bir sms geldi. Gönderen o. Her zaman buluştuğumuz kafeye gitmiş, ama bakmış cüzdanı yok. Meğer cüzdanı bir büfede unutmuş, ama içinde telefon numarası yazdığı için onu aramışlar ve kız arkadaşım da otobüsten indiğimde önce büfeye gitmemi istiyor benden. Zaten sinirliyim, mutsuzum, onun bana karşı kendini nasıl affettireceğini, bunun için çok uğraşması gerektiğini düşünüyorum. Bir de beni çırak yollar gibi cüzdan almaya yolluyor. Neyse dedim koz olur elimde, onu da yapayım ki daha güzel kızabileyim…

Her şey o anda başlıyormuş meğer. Gittim büfeye, “Arkadaşım cüzdanını unutmuş bir on-onbeş dakika önce” dedim. Büfedeki asık suratlı adam masanın altından bir şey çıkardı. Anlam veremedim. O şey, uçan balonun ipine takılmış bir çikolata bir de küçük not kartı… Adam “Kardeşim cüzdan müzdan yok, sana böyle bir şey bıraktılar” dedi. Ben de kız arkadaşımın cüzdanını beklerken karşımdaki hayattan bezmiş kişi bana bir uçan balon ve çikolata verince bozuldum tabi. Adam cüzdana konmak için ruhunu bana mı satıyor diye düşünüp ters ters baktım. Notu açtım. Notta “Bütün çikolataları denedim; hiçbiri senin kadar tatlı değil; yandaki eczaneye gider misin?” yazıyordu. Peki, kolay gelsin dedim kan ter içindeki büfeciye ve oradan ayrıldım.

Elimde bir balon, çikolata ve süslü bir kartla eczaneye girdim. Bu sefer biraz daha deneyimli hissettim kendimi. Eczacıya balonu göstererek “Sizde böyle bir şey var mı?” diye sordum. Aynı ruhsuzlukla o da bana bir balon verdi. Bu balonun ipinde bir Aspirin ve bir de küçük not kartı vardı. Not kartında şöyle yazıyordu: “Bana hiçbir ilaç senin kadar iyi gelmedi. Alt sokaktaki oyuncakçıya gider misin?”

Elimde iki balon, çikolata, aspirin ve kartlarla şehrin en kalabalık meydanına çıkıp bir alt sokağa indim. Oyuncakçıya girdim. Yine aynı rahatlık ve özgüvenle “Sizde bunlara benzer bir şey var mı?” diye sordum. Adam “Yoo” dedi. “Allah Allah” dedim. Aynı sokakta üç oyuncakçı vardı. Anahtar her zaman en son baktığın cebindedir. Sokaklarda My Little Pony’den fırlamışçasına gezerken bu kural işlemeseydi daha güzel olurdu ancak o anda utanma hissini zerre hissetmiyordum. İnsan kendini değerli hissettiğinde, ne utanç ne de başka bir his yaşıyor. Sadece ona bu hissi yaşatana karşı minnet duygusuyla doluyor. Sonunda üçüncü oyuncakçıya girdiğimde karşımda bir balon ve balonun ucunda bu kez bir Action Man duruyordu. Notta “Senin çocukluk kahramanın o olsa da, benim ömür boyu kahramanım sen olacaksın. Karşı sokaktaki kitapçı seni bekliyor” yazıyordu.

Üçüncü balonum ve oyuncağım elimde, şehri parsel parsel gezerken sevdiğim kızın çocukluğuma kadar işlemesi ve beni hiç beklemediğim yerlerimden yakalaması inanılmaz bir haz veriyordu. Yolda yürürken bana bakan insanlara içimden “Evet sevgilim bana sürpriz yapmış; beni çok seviyor” diyordum. Sanırım gözlerimin içinde çiçekler açıyordu o an.

Kitapçıda beni bekleyen de, o dönem deli gibi okuduğum, hiçbir sayısını kaçırmadığım ve ciltlerini biriktirdiğim Uykusuz dergisinin daha alamadığım bir cildiydi. “Karikatürleri biraz karıştırdım, ama hiçbiri beni senin kadar eğlendirmedi. Artık yanıma gel seni çok özledim…” yazılı notu okurken gözlerim dolduğunda ikinci el kitaplar satan bu adam “Kız arkadaşın seni çok seviyor, kıymetini bil” dedi. “Bilmeyeni Allah çarpar abi” diye yanıtladım utangaç bir bakışla.

Kafeye gittiğimde “Yaa işte sen bana öyle artistlik yaparsın ama adamı böyle ağlatırım insan içinde…” deme hakkına sahip kız arkadaşımın yüzündeki ifade daha çok endişeyle karışık “Umarım hoşuna gitmiştir…” türündeydi. Bir de utanmamış, tuttuğum takımın formasını almış orada uzatıyor bana. Kendi kendime bu kadar masrafa ve çabaya değer olup olmadığımı düşündüm. Ayrıca o çıtayı bu kadar yükseltmişken, utancımdan doğum günlerini doğru düzgün kutlayamadım bile. Böyle şeyleri hiç beceremem çünkü.

Şu an bu olayın üzerinden beş yıl geçti. Parasal durumlardan dolayı ayrı şehirlerde üniversite okumakta olan bir çift olarak bu sene doğum günümde birbirimizi görmek bile yetti. Üzerinden bu kadar zaman geçmesinin verdiği rahatlıkla sordum: “O kadar masrafı nasıl yaptın, o zaman daha lisedeydik?”

Yüzüme gülümseyerek baktı ve “Alt tarafı birkaç balon, çikolata ve bir kutu ilaç…” dedi. Benim gözümde o kadar büyümüş ki bunlar, ucuz olabileceklerini düşünememiştim. Ama dur bir dakika. Bir anda bu cevabın da mütavazılıktan doğduğunu anladım ve üsteledim: “Peki ya bizim takımın resmi forması ve Action Man? Onlar hiç de öyle ucuz şeyler değildir bildiğim kadarıyla”. O ise şaşkın suratıma bir kez daha gülümseyerek bakıp zekasıyla beni bir kez daha aşık etti: “Formayla oyuncağı indirim kodu veren bir siteden girip aldım, yoksa o günlerdeki harçlığımla nasıl alayım hayatım o kadar şeyi?”

About İndirim Kodu

İndirim Kodu, Gerçek Bir İndirim Kupon Kodu Sitesidir. http://www.indirimkodu.com