Blog

Bedelli Askerlik Yapacakların Dikkat Etmesi Gereken 9 Altın Kural

Haberler

Bedelli Askerlik Yapacakların Dikkat Etmesi Gereken 9 Altın Kural için yorumlar kapalı

Bedelli askerlik bekleyenlerin uzun zamandır duymak istedikleri haber nihayet geldi ve Hükümet 21 günlük eğitim ile bedelli askerlik için düğmeye bastı. Erzincan’dan İzmir’e kadar farklı kışlalarda askerliğini bedelli olarak yapacak yaklaşık 1,5 milyon asker adayı için hazırlıklar da başladı. Peki bu 3 hafta boyunca vatani görevini yapacak olanlar nasıl hazırlanmalı? Katılacakları kışlalarda nelere dikkat etmeli? İşte bu soruların cevaplarını maddeler halinde sizler için derledik.

1. Hijyen
Kışlaların, bir sürü erkeğin bir arada bulunduğu ve haftalarca toplu yaşamak zorunda olduğu askeri bölgeler olduğunu sakın unutmayın. Böyle bir ortamda haliyle şahsi temizliğe dikkat etmek çok daha fazla önem taşıyor. Bir kişinin ihmalkarlığı ile kapacağı bir hastalığı, yemekhanede hemen yanında yemek yiyen ya da koğuşta aynı ranzayı paylaşan arkadaşına da geçirmesi oldukça büyük bir ihtimal. O nedenle 21 gün boyunca banyo saatlerinin hiçbir zaman kaçırılmaması, terlik ve iç çamaşırı gibi şahsi malzemelerin diğer asker arkadaşlarıyla paylaşılmamasına dikkat etmek önemli. Yaz döneminde askerlik yapacakların yanlarında mutlaka pişik kremi, kış döneminde yapacakların da termal içlik bulundurması oldukça önemli.

2. Spor
Askerliğin olmazsa olmaz unsurlarından birisi de spordur. Özellikle sabah kalkar kalkmaz, kahvaltıdan hemen önce yapılan uzun sabah koşularının en önemli askerlik anılarınız arasında yer alacağı garanti. Şınav, mekik, İtalyan çukuru gibi terimlere daha önce aşina değilseniz, askerlik sırasında sıkıntı yaşamamak için öncesinde biraz egzersiz yapmanızda fayda var. Eğer koşu ile aranız kötüyse sabah 6 sularında kalkarak kahvaltıdan önce 20 dakika kadar hafif koşu veya hızı yürüyüş yapmanız, kışladan içeri adımını attığınızda daha az zorlanmanızı sağlayacaktır. Spor için ayağınıza uygun spor ayakkabılar ve teri emecek spor çorapları almanız da gerekli. İtalyan çukurunu eğer şimdiye kadar duymadıysanız da merak etmeyin, askerliğiniz sırasında en az bir kere göreceğiniz neredeyse garanti. Yok çok merak ettim diyenler hemen şuradan tıklayıp baksın: Google.com

3. Nöbet
Geldik askerliğin en zorlu mesaisine. Sıcacık yatağınızda derin bir uyku çekerken nöbetçi çavuşun rüyalarınızın en güzel yerinde sizi dürterek uyandırmasıyla başlayan ve en az 2 saat süren bir bekleyiş. Sabaha karşı 3-5 nöbetlerinin zorluğu pek çok şarkı sözünde de yer alacak kadar ilham verici bir durumdur. Size tavsiyemiz, nöbet sırasında asla uykuya yenik düşmemeniz. Eğer nöbet yerinde uyurken nöbetçi subaya yakalanacak olursanız cezasını ertesi sabah bitmek bilmeyen bir mıntıka temizliği ya da akciğerlerinizi göğüs kafesinden sökecek denli yorucu bir eğitimle çekeceğinizi bilmenizde yarar var. O nedenle, 2 saat uykusuzluktan bir şey olmaz deyip sıkın dişinizi.

4. Asker Çantası
21 günlük asker eğitim süre olarak kısa gibi görünse de, öncesinde gerekli malzemeleri almazsanız sizi oldukça zorlayacak bir zaman dilimine dönüşebilir. Askerliğinizi hangi mevsimde yaparsanız yapın, çantanızda mutlaka ayağınıza uygun bir ayakkabı tabanlığı olması şart. Diş fırçalamaya postalla gitmemek için terlik şart. En az 5 iç çamaşırı takımı almanız da gereklilikler arasında. Eğer kalabalık ve ışıklı ortamlarda uyku sorununuz varsa asker koğuşlarında uyku problemi yaşayabilirsiniz; bu nedenle kulak tıkacı ve göz için uyku bandı almanız sizi biraz olsun rahatlatacaktır. Asker çantanıza alacağınız malzemeleri Hepsiburada, Gittigidiyor ya da N11 gibi sitelerde rahatlıkla bulabileceğiniz gibi, “bedelliye o kadar para verdik çantayı daha ucuza nasıl getiririz” diyenler indirim kodu kullanarak maliyeti bir miktar daha kısabilir.

5. Atış Eğitimi
Elinize şimdiye kadar hiç silah almamış olabilirsiniz, bu çok normal. Ancak askerlikte G-3 ya da AK-47 tipi bir tüfeği elinize alacağınız, onunla nöbet tutacağınız hatta gerçek mermilerle atış yapacağınızı tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Eğer silah korkunuz varsa ya da askerlikte atış konusunda rahat etmek istiyorsanız bu yazıyı okuyup bitirdikten sonra size yakın bir atış poligonuna giderek silah tepmelerine, çıkardığı sese, tetiği çekerken artan adrenaline ve sağa sola fırlayan boş kovanlara biraz olsun alışabilirsiniz. Özellikle G-3 piyade tüfeği ile yapılan atışlar oldukça gürültülü geçer, bu nedenle atış alanına giderken cebinizde kulak tıkacı bulundurmanız faydalı bir tavsiye olacaktır.

6. Saç-Sakal Tıraşı
Garnizonda pek çok asker bir arada bulunduğu için hijyenik nedenlerle erlerin kısa saçlı ve her gün sakal tıraşlı olması istenir. Eğer uzun saçlarınız ya da sakallarınız varsa onların kesilmesi sizin için oldukça zor olacak, bunun farkındayız. Ancak önüne geçmeyeceğiniz bir kural olması sebebiyle, askere gitmeden bir süre öncesinden kendiniz kestirirseniz ve günlük olarak sakal tıraşı olmaya başlarsanız, nizamiyenin kapısından girdiğiniz gün yeni yüzünüze alışmak sizin için daha kolay olur.

7. Yemekler
Eğer çok yemek seçen biriyseniz, 21 günün sizin için zor geçeceğini söylemek zorundayız. 3 öğün asker mutfağından ne çıkarsa onu yemeniz gerekiyor. Aksi takdirde kantinde bulabileceğiniz şeylerle idare etmek zorunda kalırsınız. Asker mutfağından en çok çıkan yemeklerin mercimek çorbası, bulgur pilavı ve kuru fasulye olduğunu bilmenizde yarar var. Tabii ki bolca sebze ve etli yemek de olacaktır. Ama eğer bu yemeklere burun kıvıran biriyseniz, bir an evvel alışmak için kendinizi zorlamaya başlasanız iyi edersiniz.

8. Jargon
Askeri jargonda geçen bazı terimleri önceden bilmeniz, etraftakilerin tam olarak ne hakkında konuştuğunu anlamanıza yardımcı olacaktır. Kullanılan başlıca terimleri şöyle sıralayabiliriz:

Tertip: Aynı anda askerliğe başladığınız arkadaşlarınız. Birbirine “Devrem” ya da ‘Tertip’ diyenleri görürseniz bilin ki aynı dönem silah altına alınmışlardır.

Dede: Sizden daha önce askerliğe başlayanlar.

Torun: Sizden daha sonra askerliğe başlayanlar.

Çarşı: Hafta sonu izinlerine genellikle çarşı denir. Eğer birisi “çarşımı kapatmışlar” diyorsa bilin ki hafta sonu izni iptal olmuştur.

Çapraza gitmek: Nöbete gitmektir. Nöbet sırasında genelde tüfekler çapraz tutuşta olduğu için jargondaki adı bu nedenle çapraza gitmek olmuştur.

Şafak Sıkıştırıyor: Teskeresine az kalan askerlerin kullandığı bir tabirdir.

Disko: Aslında “disiplin kovuşu” tabirinin kısaltmasıdır ama “disko” dendiğinde sanki daha sempatik bir yermiş gibi durur. Cezaların çekildiği yerdir. Disko’yu görmüş olanlar “nasıl” sorusuna genellikle “anlatılmaz yaşanır” cevabını verir.

Karavana: Yemekhanede çıkan yemeklere verilen genel addır. “Sen karavanadan mı yiyeceksin kantinden mi” diye soran bir arkadaşınızın artık ne kastettiğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Tadat: Tadat sayım demektir. Genelde tadat alanında toplanıp soldan sağa sağdan sola tadat askerliğin gerekliliklerindendir.

Yatış: İşten, denetlemeden ya da bir görevden sıyrılarak gazinoda çay içenlerin yaptığı kaytarmaya denir.

Çarpma ya da çarpılma: Bir üst tarafından azarlanmaya ya da ceza almaya çarpılma, aynı şekilde asta bu durumu yapmaya da çarpma denir. “Nöbetçi subay 3-5 nöbetindekileri çarpmış” denilirse, nöbettekilerin uyurken nöbetçi subayına yakalandığını anlayabilirsiniz.

9. Kendinizi Dinleyin
Askerliğin en güzel ve insana en çok şey katan yanı, kendinizi dinlemek ve düşünmek için başka yerde bulamayacağınız kadar çok zamanınızın olmasıdır. Daha önce hiç gitmediğiniz yerlerden insanlarla tanışıp, onların hikayelerini ve hayatlarını dinleyip “vay be, ülkede böyle yerler böyle insanlar da varmış” diyeceğinizden emin olabilirsiniz. Günlük hayatımızın koşuşturmacasında kendimizi dinlemeye ve bir durup “ne yapıyorum” “nereye gidiyorum” demeye bile vaktimiz kalmıyor. Gecenin bir vakti gittiğiniz nöbetlerde kendiniz ve sevdikleriniz hakkında düşünebileceğiniz, hayatın akışını sorgulayabileceğiniz bolca zamanınız olacak. 21 gün de olsa, yapacağınız askerliği bir zaman kaybı olarak değil de kendi iç sesinize kulak verebileceğiniz bir zaman dilimi olarak görürseniz, işte o “zaman” size çok şey katacaktır.

Şimdiden hayırlı teskereler.

Zamanda Yolculuk Bu Yaz Kaç Para?

Fırsatlar

Zamanda Yolculuk Bu Yaz Kaç Para? için yorumlar kapalı

Ramazan’dı, seçimlerdi, dövizdi derken tatil planlarını iyice erteleyenler için güzel bir haberimiz var. Bu yaz zamanda unutulmaz bir yolculuk yapmak mümkün olacak. Fiyatı da gayet uygun.

Zamanda Yolculuk Makinasının Adı: Anadolu

Yazın ilk günleriyle birlikte gazeteler, dergiler, televizyon ve internet kanalları ile billboard reklamları, çeşit çeşit tatil fikrini cıvıl cıvıl görüntülerle birlikte bilinçaltımıza sokmaya çalışır. Ama bu yaz biraz değişik. Çünkü önden döviz patladı; ardından Ramazan ayı ve hemen bitişiğinde seçimler geldi ve tatilciler “ertelemek” kelimesini daha da fazla kullanır oldu. “Karıcığım sen doların kaç para olduğunu okumuyorsun galiba”, “Ama hayatım geçen sene de başka bahaneler çıkmıştı yine tatile gidememiştik” şeklindeki konuşmalar ev hayatının parçası olmaya başladı. Aile bütçesini hesaplayanların, geçen sene üzeri tozlanmış bu seneyse belki örümcek bağlayacak olan valizlere baktıkça gözleri doluyor.

Ama o kadar da kötümser olmaya hiç gerek yok. Bu yaz süper bir tatil için süper bir fikir kulaktan kulağa yayılmaya başladı bile. Tatilin adı: Zamanda Yolculuk. Bunu bir makine olarak düşünün. Makinenin adı: Anadolu.

Toplayın Valizleri Geçmişe Gidiyoruz

Türk insanının şansı bu yaz döviz gerekmeden tatil yapabilecek bir güzel ülkeye sahip olması. Üstelik de çok öncelerden rezervasyon yapmak gerekmiyor, çünkü karakter olarak her işi son dakikaya bırakmaya alışık bir halkız. Akdeniz insanının vurdumduymazlığıyla dinin getirdiği tevekkül bir yandan, güneşin ittiği halsizlik ve hayatın getirdiği atalet diğer yandan vurunca; turizm şirketleri tur programlarını yurtdışındaki gibi aylar öncesinden yapmak yerine, son dakika turlarıyla karşımıza çıkarlar. Bu yıl ise en önemli kozları hiç kuşkusuz tarihi ve kültürel turlar olacak. Menünün en başköşesinde ise Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri dikkati çekecek.

Ege’yi sevenler Efes’te buluşacak

Unesco Dünya Miras Listesi’ndeki “Efes Antik Kenti” sadece bir antik kent değil başlı başına zamanda seyahat hissi uyandıran bir rüya bölge. Tarih öncesi dönemlere kadar inen “Höyük”, ardından Helenistik Roma ve Bizans dokunuşlarıyla saatlerinizi geçirebileceğiniz “Efes Harabeleri”, hemen yanında Selçuk Kalesi, Aziz John Bazilikası, İsa Bey Cami ve dünyanın 7 harikasından biri olan Artemission; ve yanlarında Meryem Ana Evi her geleni büyüleyecek bir gezi vaat ediyor. 9000 yıllık bir tarihi bir tek güne sığdırmak istemeyenler Şirince köyünde veya Kuşadası’nda birkaç gece kalarak ciğerlerini benzersiz bir oksijenle doldurabiliyorlar.

Böyle bir turu kendiniz de yapabileceğiniz gibi Setur, Jollytur, Etstur, Anıtur, Touristica, Prontotur gibi her zaman duymaya alışık olduğunuz bir tur şirketiyle de yapmanız mümkün. Ayrıca internetten rezervasyon yapmak isteyenler için Tatil.com, Tatilbudur, Tatilsepeti, TatilGO, Yakala Co, Grupanya, Grupfoni gibi siteler de incelenebilir.

Fiyatlar kaç para diyenler için, mesela Setur’da “Efes, Şirince, Afrodisias, Pamukkale, Laodikeia Turu” uçaklı 2 Gece 3 Gün ve kişi başı 1.000 liraya 9 taksitte ödenebiliyor. Turda Şirince, Efes Antik Kenti, Aydın, Karacasu, Afrodisias Antik Kenti, Laodikeia Antik Kenti, Hierapolis Antik Kenti, Travertenler ve Kaklık Mağarası görülebiliyor.

Osmanlı Dönemi İçin Bursa veya Edirne

Zaman yolcularının Osmanlı tatili İstanbul’u mutlaka kapsar, ama diğer iki başkent olan Bursa ve Edirne de bu yolculuğun olmazsa olmazıdır.

Sultanların şehri ve şehirlerin sultanı “Edirne Turları” genelde 1 Gece 2 Gün ve otobüsle planlandığı için fiyatlar genellikle 300-400 liralardan başlıyor. Böyle bir turda Selimiye Cami, Arasta Çarşısı, Sultan II. Bayezid Külliyesi, Sağlık Müzesi, Saray İçi, Lozan Barış Anıtı, Adalet Kasrı, Kırkpınar Yağlı Güreş Alanı, Büyük Sinagog, Tarihi Meriç Köprüsü gibi anıt bölgelerinin yanı sıra bir fırsat bulup mutlaka Edirne Tava Ciğeri yemek de gerekiyor.

Bursa’ya gidecekler içinse otobüsle günübirlik turların yanı sıra 5-6 günlük çok gecelemeli turlar da mevcut. Sadece Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Ulucami, Kozahan ve Kapalıçarşı ile yetinmem diyenler, Yalova’dan Uludağ’a, İznik’ten Trilye’ye ve Cumalıkızık’tan Gölyazı’ya uzanan daha geniş bir coğrafyada Bursa’nın tadını çıkarıyor. İskender Kebap ve Kestane Şekeriyle tatlandırılan bu seyahatlerde Pideli Köfte ve Tahinli Pide’nin tadına bakmakta da yarar var.

İstanbul aşıkları için hazırlanan turlardaysa büyük bir çeşitlilik var. Sadece yarım günü olanlar için Topkapı Sarayı, Ayasofya, Hipodrom Meydanı ve Sultan Ahmet Camisini içeren klasik Osmanlı turu önerilmekteyken; biraz daha fazla vakit ayıracaklar için Kapalıçarşı, Yerebatan Sarnıcı, Çemberlitaş, Kariye Mozaikleri, Arkeoloji Müzesi, Pierre Loti ve Mısır Çarşısı da olmazsa olmazların içinde yer alıyor. Boğazdaki yalıları püfür püfür bir tekne turuyla gezmek isteyenler ise Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi ve Kız Kulesi gibi bu büyük başkentin diğer sembollerinin fotoğrafını çekebiliyorlar. Günübirlik bir İstanbul turunun fiyatı 200-300 liralardan başlayıp, tam olarak ne görmek istediğinize de bağlı olarak değişebiliyor.

Uzay Filmi Çekilen Topraklar ve Kapadokya

Bir ayağı Nevşehir, diğer ayağı Kayseri olan ve “Güzel Atlar Ülkesi” olarak da anılan Kapadokya’yı asıl tanıtan atları değil, insanda bir başka gezegene inmiş uzaylı hissi uyandıran yer şekilleridir. Volkanik vadiler, peri bacaları ve yeraltı şehirleri arasında gezinirken sanki yüzyıllar arasında değil gezegenler arasında gidip gelirsiniz.

Ihlara’sız 2 Gece 3 Gün veya Ihlaralı 1 gün daha uzun turlardan birini seçerek veya kendi turunuzu kendiniz organize ederek varacağınız 1200 metre rakımlı bu bölgede; Uçhisar Kalesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Zelve, Avanos, Güvercinlik Vadisi, Üç Güzeller, Derbent Vadisi, Paşabağ Vadisi, Sinasos, Ürgüp, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Soğanlı Yeraltı Şehri, Ihlara Vadisi görülebileceği gibi, yolda Kervansaraylar, Tuz Gölü ve Mevlana Müzesi de ziyaret edilebilir.

Kapadokya’da doğal güzelliklerden biraz olsun kafasını kaldırabilenler kendilerini Bizans’ın eşsiz eserleri arasında bulurlar. Kayalara oyulmuş binlerce küçük kilise; yeraltına kat kat işlenmiş ve görenleri şaşkına çeviren yeraltı şehirleri ve mübadeleden sonra pek üstüne taş konmamış hissi veren köyler bu zaman yolculuğu boyunca size eşlik ederler.

Zamanda Yolculuğa Tekneyle Çıkacaklar İçin

Otobüs veya uçak değil bana denizde yolculuk lazım diyenler Bodrum bölgesini tercih ediyor. Çünkü “Mavi Yolculuk demek, kültürün içinde ama kültürle boğmadan” bir tatil demek. Mesela bir Bodrum-Gökova turu 7 Gece 8 Gün sürebilir ve maliyeti de yaklaşık olarak 1200-1500 liraları bulabilir. Bodrum’dan çıkışla Orak Adası, Çökertme, Yedi Adalar, (Küfre / Uzun Liman) İngiliz Limanı, Kleopatra Adası, Karacasöğüt, Löngöz, Tuzla, Kargılı, Kisebükü (Alakışla Bükü), Pabuç Burnu, Yalıçiftlik gezmesi planlayanlar böyle bir turda Halikarnas Balıkçısı’nın kitaplarını okuyabilirler. Turu 3 Gece 4 Gün olarak planlarsanız da fiyat 700 ila 1000 liralar seviyesine inecektir.
(Buna karşın Marmaris-Datça-Marmaris ve Marmaris -Fethiye Mavi Yolculuk Turları ise 1 hafta sürüyor ve 1.600 ila 2.500 liralar telaffuz ediliyor.)

Başka Ne Gibi Alternatiflerimiz Var?

Bu klasik turları daha önceden yapmış bitirmiş ve yalamış yutmuş olanlarımız içinse ilk alternatif, valizleri arabaya attıktan sonra hiç plan yapmadan burnunun dikine doğru gitmek. Çünkü güzel yurdumuzun hangi bölgesine gitsek karşımıza tarih ve doğayla zenginleşmiş bir tatil fırsatı çıkar.

Ama tur şirketlerine bakma taraftarıysanız mesela Isparta ve Göller Yöresi Turu (2 Gece 3 Gün ve 700 liralara) Sagalassos Antik Kenti’ni; Doğubeyazıt Turu (2 Gece 3 Gün ve 1200 liralara) Doğubeyazıt, İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Tatvan, Akdamar Adası ve Muradiye Şelalesi’ni; Mardin Turu (2 Gece 3 Gün ve 1000 liralara) Hasankeyf, Kasımiye Medresesi, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti ve Midyat’ı; Sivas Turu (2 Gece 3 Gün ve 1200 liralara) Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese, Kangal, Divriği, Karanlık Kanyon, Yeşilyurt, Keban Barajı, Mansur Baba Türbesi, Arap Baba Mescidi ve Harput Kalesi’ni gezdirebilir. Antalya Turu’yla Side ve Perge antik kentlerini; Karadeniz Turu’yla kuzey doğuda Sümela’yı, güney batıda Hattuşaş’ı; Kars Turu’yla Ani harabelerini ve Gaziantep Turu’yla Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek mümkün olabilir.

Kısacası bu yaz pusulanız ne yönü gösterirse göstersin, zamanda birkaç asır geri giderek süper bir tatil yapmak mümkün olacak.

Anneler Günü Geldi Ne Alsak?

Kampanyalar

Anneler Günü Geldi Ne Alsak? için yorumlar kapalı

Bu Pazar Anneler Günü. Tabii ki Anneler Günü dendiğinde de ilk akla gelen kelime “hediye” oluyor. Bu durumda hem alışveriş merkezlerinde, hem de online mağazalarda bir hareketlilik başlıyor. Vitrinler annelere göre yenileniyor; anneye alınabilecek hediyeler öne çıkarılıyor; içinde mutlaka “anne” kelimesi geçen kampanyalar başlatılıyor.

Nerede Ne İndirim Var?

Anneler Günü enerjisi an itibarıyla tüm AVM ve internet mağazalarını sarmış durumda. Bunu AVM’lerdeki kalabalıktan ve web sitelerindeki yavaşlamalardan da anlamak mümkün. Hatta tam bir ürünü tıklayıp sepete atmak istediğinizde “stokta kalmadı, teşekkür ederiz” gibi bir yazının çıkmasından da görüldüğü gibi herkes bu hafta harıl harıl alışveriş yapıyor olacak. Peki acaba mağazalarda ne gibi indirimler var?

-Defacto’da Anneler Günü’ne özel %40 sezon ortası indirimine ek, 100 TL veya 4 ürün ve üzeri alışverişlerinizde kargo bedava kampanyası başladı.

-Mavi’de tüm indirimlere ek olarak 200 TL üzeri alışverişte 25 TL veya 350 TL üzeri alışverişte 50 TL Kartuş Puan hediyesi var.

-Mango’ya girdiğinizde karşınıza hemen “Newsletter’ımıza kayıt ol ve %10 indirim kazan” yazısı çıkıyor. Eğer kayıt olursanız vermiş olduğunuz e-posta adresine %10 değerinde bir indirim kodu geliyor.

-Boyner’den yapacağınız 350TL ve üzeri alışverişte 50TL, 700TL ve üzeri alışverişte 150TL indirim veren kupon kodu: ANNE150. Son kullanım tarihi belirtilmemiş.

-Saat ve Saat sitesinden 300TL ve üzeri alışverişlerde geçerli 20TL indirim kuponu – ANNELEREOZEL20. Son kullanım tarihi: 31 Mayıs 2018.

-FLO’nun inStreet mağazasından 125TL ve üzeri tüm alışverişleri 15TL ucuzlatan kupon kodu: AC15AVX. Son kullanım tarihi: 31 Mayıs 2018.

-Nautica online mağazasında geçerli %10 indirim kodu: NAUTICA2018. Son kullanım tarihi: 8 Mayıs 2018.

-Tchibo’dan tüm online alışverişlerde geçerli bedava kargo kuponu: KARGOM18. Son kullanım tarihi: 10 Mayıs 2018.

-Pierre Cardin’den yapacağınız 200TL ve üzeri alışverişleri anında 25TL ucuzlatan kupon kodu: AVNTJXPC25. Son kullanım tarihi: 31 Mayıs 2018.

-Altıncı Cadde’den Anneler Günü’ne özel 500TL alışverişte 75TL indirim kodu: ANNE75.

-Watsons Bahar Festivali boyunca 1000 üründe “İkincisi 1TL” kampanyası başladı ve 30 Mayıs’a kadar sürecek.

-Beymen’den 1000TL alışverişte 200TL veya 2000TL alışverişte 500TL hediye kodu: BEYMEN122. Ayrıca Beymen Club, Collection, Academia ve seçili markaların ilkbahar/yaz 2018 koleksiyonundan ikinci ürüne %50 indirim kodu: MAMA50. Son kullanım tarihi belirtilmemiş.

-OXXO’da Anneler Günü için 30TL indirim kodu: ANNELERGUNU150. 13 Mayıs tarihine kadar geçerli 150 TL üzeri alışverişte 30 TL indirim veriyor.

-Chakra’dan 20 TL Hediye Kuponu kazanmak isterseniz hemen e-bültene üye olun, 200 TL üzeri alışverişiniz için 20TL değerindeki CHKR-EBLTN20 indirim kodunu kullanma hakkını kazanın. Bu kod sepet kısmında bulunan indirim kodu kısmına yazıldıktan sonra sistem üzerinden tutar indirimi yapılır ve ödemeniz 20TL ucuzlar. Bu kampanya sadece online mağazaya özel.

-Divarese’de Anneler Günü’ne özel 100TL değerindeki indirim kodu: DV100 ve 400TL üzeri alışverişleri anında 100TL ucuzlatıyor.

-Bonprix sitesinde 100 TL ve üzeri alışveriş yaptığınızda 20 TL indirim verirken kargoyu da anında bedava yapan indirim kodu: 81581. Son kullanım tarihi: 18 Mayıs 2018.

-ForeverNew Anneler Günü için online mağazadan alışveriş yapan 5 kişiye çekilişle 1000’er liralık hediye çeki armağan edecek.

-Silk & Cashmere annesine 1 hediye alana %15, 2 hediye alana %20, 3 hediye alana %25, 4 hediye alana %30 indirim yapıyor.

-Marks & Spencer Anneler Günü’ne özel 800TL alışverişte 200TL, 450TL alışverişte 100TL indirim yapıyor.

Çapraz Kampanyalar:

Çapraz Kampanyalar iki ayrı mağazanın birbirlerine değer katmak için ortaklaşa yaptıkları kampanyalara verilen isim. Yani “Bu mağazada şunu yapardan diğer mağazadan şunu kazanırsın” şeklinde cümlelerle ifade ediliyor ve bazen bir bakıyorsunuz ortaya çok güzel fırsatlar çıkmış. Aynı anneler günü geldiğinde şu aşağıdaki örneklerde olduğu gibi:

-Atasun Optik’te Anneler Günü Flormar Kampanyası başladı ve
güneş gözlüğü alışverişi yapanlar Flormar için %20 indirim kodu kazanıyor. Kampanya 13 Mayıs’a kadar sürecek ve Atasun’dan kazanılan kodlar Flormar’da 30 Haziran’a kadar geçerli olacak. Kampanya 5000 adet stokla sınırlı.

-Çiçeksepeti’nde Türk Telekom’lular %40 indirim kodu kazanıyor. Kampanyadan Türk Telekom bireysel mobil, internet veya ev telefonu müşterileri yararlanabiliyor. Haziran sonuna kadar geçerli olacak bu kampanyadan faydalanabilmek için Türk Telekom Avantaj mobil uygulaması üzerinden Fırsat Kodu Al butonunu tıklayarak ya da cep telefonundan CICEK boşluk TCKN yazıp 6262’ye kısa mesaj göndererek fırsat kodu alınabilir.

-Gratis Kart’lılara Çiçeksepeti’ndeki rozetli ürünlerde %15 indirim var. 31 Mayıs’a kadar sürecek kampanyada indirim koduna Gratis Kart ile yapılan alışverişlerden sonra fiş üzerinde belirtilen adımları izleyerek ulaşabilirsiniz.

-Selfy’liler Çiçek Sepeti’nden %40 indirimli alışveriş yapıyor. Mobil hattından cicek yazıp 5062’ye SMS gönderip şifre alınıyor. Gelen şifreyi ödemede kullanarak indirimden yararlanılabiliyor. Son kullanım tarihi: 1 Temmuz 2018.

-Trendyol ile Visa’nın düzenlediği çapraz kampanyada ise 31 Mayıs’a kadar Visa kredi kartınızı Trendyol’a ilk kez kaydederseniz, 100TL alışverişte geçerli 30TL indirim kodu kazanıyorsunuz.

Daha fazla detay için: www.indirimkodu.com

Eğer Tezgahtar Bir Makinaysa Nasıl Pazarlık Yapılır?

İndirimler

Eğer Tezgahtar Bir Makinaysa Nasıl Pazarlık Yapılır? için yorumlar kapalı

Online alışveriş insanlarla insanların değil, insanlarla makinaların karşı karşıya geldiği bir ortam. Dolayısıyla iki insanın alışveriş yaparken kullandığı yöntemler internette geçerliğini yitiriyor. Mesela “Pazarlık” diye bir kelime bu mecrada işe yaramıyor, çünkü tüm fiyatlar fiks. Ama online mağazalarda öyle bir püf noktası var ki, bunu yakalayan senede -yaptığı alışveriş miktarıyla da orantılı olarak- yüzlerce lira kazanabilir.

Online Alışverişte Nasıl Pazarlık Yapılır?

Online alışverişte makinayla pazarlık yapmanın püf noktası, mağazaların ödeme sayfalarındaki “indirim kodunuzu buraya girin” kutucuğudur. İndirim kodları bir seri rakam ve harften oluşan ve ödemenizi yaparken o kutucuğa girdiğiniz anda fiyatı ucuzlatan bir koddur. Bu kodu kullanırsanız (makine daha önceden bu kod kullanıldığında fiyatı ucuzlatmak üzere programlandığı için) fiyat o kodun değeri kadar ucuzlar. Tabii ki siz yine her alışverişte kredi kartınızın puanlarını millerini bonuslarını toplamaya devam edin; hatta Zubizu – Avantajix – Hopi gibi fiyat ucuzlatma mekanizmalarını da mutlaka kullanın; ama siz siz olun, alışverişinizi ödemeden önce bir de indirim kodu kullanın ki harcamanız bir miktar daha ucuzlasın. Hatta -yaptığınız alışveriş miktarıyla da orantılı olarak- senede 300 ila 1000 Lira arası miktarda bir para cebinizde kalsın.

Bu Nasıl Olur?

Hesap çok basit: Sene boyunca bazı alışverişleri mutlaka yaparız; bu alışverişlerde bir miktar disiplinli olursak fiyat etiketlerinin anında ucuzladığını görmemiz işten bile değildir.

1) Teknoloji Alışverişinden %5-11 Arası:

Telefonumuz 3-4 senede bir eskiyor. Bilgisayarımız 3-4 senede bir değişmek zorunda. Tabletlerin 3-4 senede bir modeli geçiyor. Televizyonumuz analogdan dijitale, 3K’dan 4K’ya, çözünürlüğünden teknolojisine 3-4 senede bir değişiyor. Evdeki diğer makinalar da aynı şekilde sürekli bir eskime ve bozulup yenisini almaya zorlama halindeler. Sonuçta her sene 1000-2000 Liralık bir teknoloji harcaması yapmamız gerekiyor. Bu harcamalara %11 oranında bir indirim kodu bulsak, 110 ila 220 Lira aralığında bir para cebimizde kalır.

2) Moda ve Giyim-Kuşamdan %10-20 Arası:

Bu sene kaç gömlek/tişört, kazak/yelek, pantolon/etek, iç çamaşırı/çorap, kaban/ceket, ayakkabı/terlik alacaksınız? İnternetten alarak, ayrıca tekstil ve giyim sektörünün marjlı bir sektör olduğundan da faydalanarak, %30-40 ila %80-90 aralığında indirim veren sitelere ulaşabilirsiniz. Bütün bu indirimlere ek olarak bir de indirim kuponu bulursak %10-15-20 bandında ekstra bir indirim almamız mümkündür. Yani basit bir hesapla seneye vurduğumuzda 100-200 Liralık bir paranın cebimizde kalması mümkün.

3) Tatil Rezervasyonundan %5 Daha:

Senede 1 kez tatile çıkacağız, onun da hem en güzel yerden hem de en ucuz fiyattan olmasını isteriz. Bunun için öncelikle “erken rezervasyon” dönemlerini kaçırmamak lazım. Bu dönemlerde yaklaşık %50 oranında indirimler yakalanabilir. Ama üste bir de 50 ila 100 Lira bandında seyreden indirim kodlarından birini yakalayıp ödemede kullanabilirsek şahane olur.

4) Senede Kaç Kez Hediye Alıyorsunuz?

Yıldönümleri, yaş günleri, kutlamalar, taşınmalar, açılışlar, doğumlar, tebrikler, özürler derken bir bölümü çiçek ve pasta, diğer bölümü kitap veya pırlanta şeklinde çok çeşitli hediyeler alıp dururuz. Yıl içinde bu hediyeleri internetten alırsak, üste bir de güzel kod bulursak bazen yarı yarıya seviyelerinde kar etmemiz bile mümkün olabilir.

5) Dijital Alışveriş Kalemlerini Unutmayın:

Oyun ve oyun içi ürünler, güvenlik ve antivirüs yazılımları, müzik ve e-kitaplar, işletim sistemleri, domain ve hosting, video veya canlı eğitim programları, sigorta poliçeleri, sinema ve tiyatro biletleri gibi sene boyunca dönem dönem alınan veya her sene abonelik yenilemesi gerektiren ürünleri de hesaba katmayı unutmamak lazım. Bu ürünlerin pek çoğu dijital dünyaya ait ürünler olduğundan dolayı genelde %20 ila %50 aralığında indirim kodları bulunması mümkün ürünlerdir.

Toplamda Ne Kazandık?

Aslında elma ile armudu toplamak gibi olacağından dolayı matematiksel bir hesap yapmak doğru olmayabilir. Yukarıda herkesin kendi hesabını yapabileceği birkaç kalem fikir bulunuyor. Eğer bu tarif size uyuyorsa indirim kodu kullanmayı unutmayarak senede 500-600 Liranın cebinizde kalmasını sağlayabilirsiniz. Ama “yok ben bunun ancak yarısı kadar harcama yapıyorum” derseniz iyi haber: Bu sene en az 300 Lira kar yapacaksınız demektir. Sonuçta indirim kodları bedava. Hangi mağazayı isterseniz o mağazanın indirim kodunu alıyorsunuz ve fiyatı ucuzlatmak için deniyorsunuz. Kodlar bazen geçerli oluyor, bazen olmuyor, çünkü bir kod bazen stoklarla sınırlı oluyor; bazen de belli bir şart içeriyor ve eğer bu şart yerine gelirse fiyat ucuzluyor. Bu püf noktasını bilenler ve alışverişte kullananlar, hem pazarlıkta makinaları yeniyor, hem de her sene bütçelerine çok ciddi miktarlarda katkıda bulunuyor.

Kara Kıta Afrika’nın Renkli Destinasyonları

Fırsatlar

Kara Kıta Afrika’nın Renkli Destinasyonları için yorumlar kapalı

Afrika dendiğinde gözümüzün önüne ilk gelen resim, açlıktan bir deri bir kemik kalmış ve üzerinde sinekler uçuşan bitkin bir çocuk. Tüm dünyada böyle bir algı oluşmuşken, insanlar Afrika kıtasındaki benzersiz güzellikleri es geçebiliyorlar. Bu yazı kara kıtanın o kadar da “kara” olmadığını bir nebze olsun açıklamak ve rengarenk birkaç köşesinden bahsetmek üzere yazıldı.

Tatile Çıkmak İçin İdeal Bir Hedef

İnsanlığın en eski medeniyetlerinin bulunduğu; hem dünyanın en büyük çölünün, hem de dünyanın en büyük bitkisinin birlikte yaşadığı kıta olan Afrika, görmek isteyeceğiniz sayısız değeri üç otuz kuruşa sunuyor. Seyahat planınızı yapmadan önce internette kısa bir inceleme yaparak kıtanın en enteresan ilk 4 destinasyonunu bulabilir; ve bu yerlerin aslında hiç de o kadar kara olmadığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. İşte sırayla Afrika’nın gezip görmeye değer yerleri…

1) Mısır’da Kahire ve El-Uksur

Mısır, medeniyetin beşiği bir coğrafya olma özelliği taşır. Coğrafi konum olarak Anadolu ile benzer bir kader paylaşır. Ne tam bir Afrika, ne de bir Asya ülkesidir Mısır. Antik dönem “Akdeniz Uygarlığı” içerisinde Yunan, Roma ve Kartaca medeniyetleri ile birlikte yer almasından yola çıkarak Mısır için en doğru tanım Akdeniz ülkesi olmasıdır. Ülkemize de en yakın Afrika ülkesidir.

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Mısır’da fazla yabancılık çekmezsiniz. Yüzyıllarca süren bir Osmanlı devleti hakimiyeti, ortak bir din paylaşımı gibi etkenler Mısır’ı Türkiye’ye çok benzer kılmış. Sokak hayatı ve demografik yapısı Türkiye’yi andıran Mısır, ekonomik olarak biraz daha geride ve daha düzensiz şehir planlamalarına sahip. Yaşam kalitesi Türkiye’nin biraz daha gerisinde ancak turistik değeri paha biçilemez.

Kahire

Kahire, ülkenin başkenti olma ünvanını taşıyor. Nil Nehri’nin içinden geçtiği Kahire on milyona yakın nüfusuyla kalabalık bir şehir. Kahire’ye özel bir yolculuk yapacaksanız gezilecek yerleri anlatmakla bitmez ancak bu yazıda sadece uluslararası turistik değeri yüksek olan, ölmeden önce görülmesi gereken yerlerine değineceğiz.

Kahire’ye gider gitmez ilk görülmesi gereken, turist olduğunuz anlaşıldığında zaten herkesin sizi kolunuzdan tutup götüreceği ilk yer tabii ki de ünlü Piramitler’dir. Dışarıdan bakıldığında düz ve sade bir piramit olan Giza Piramidi, içerisinde barındırdığı sayısız gizemle tarih boyunca inşa edilmiş bütün piramit yapılar arasında en meşhuru olmuştur. Birçok mucizesinin bilindiği yapı aslen bir anıt mezar iken, inşaat için kullanılan malzemeler, teknikler ve bir mezar için dönem inanışı için dahi fazla olan yapı özellikleri (yapının içerisindeki ışık yansıtma düzeneği, yaraların hızlı iyileşmesi, mayalanmaların daha hızlı gerçekleşmesi vs.) bu piramitin o dönem teknolojisi ile inşa edilmesinin imkansız olduğunu gösteriyor. Bu veriler ışığında Piramitler’in gerçekten kim tarafından yapıldığı, asıl amacının ne olduğu konusunda tarih boyunca sayısız teoriler üretilmiştir. Bilinen bir diğer gerçek de şudur ki, Piramitler’in mimarı Imhotep ve inşaatında çalışan bütün işçiler, Piramit’in yapım sırlarının açığa çıkmaması için birkaç kilometre uzaktaki toplu mezarlara gömülmüşlerdir.

Kahire’nin bir diğer gözbebeği de Mısır Müzesi’dir. Antik Mısır dönemine ait her şeyi yerinde görebileceğiniz, dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden birisidir. Meşhur genç Firavun Tutankhamun’un hazinesinin parçaları, Antik döneme ait elmaslar, işlenmiş değerli taşlar, mumyalar, kısacası bugüne kadar televizyonda ve internette Mısır ile özdeşleşmiş her küçük ayrıntıyı bu müzede bulabilirsiniz.

El-Uksur ya da Luxor

Arapça adı El-Uksur, İngilizce’ye Luxor olarak geçmiş bu Mısır şehri de, tarih turizminde Kahire’yle kıyaslanabilecek bir öneme sahip. Antik döneme ait sayısız eserler, yapılar bu şehirde bulunuyor. Karnak, Krallar Vadisi, El-Uksur Tapınağı, Medinat Habu, El-Uksur Müzesi ziyaret edilmesi gereken önemli noktalar.

– Karnak

Karnak, antik Mısır’ın başkentlerinden olan kutsal Thebes (Teb) şehrinin üç büyük tanrısına ve firavunların şerefine inşa edilmiş bir kompleks tapınaktır. Bu yapının Türk İslam mimarisindeki karşılığını Külliye olarak görebiliriz. Tapınakın etrafında bulunan birçok yapı ve hizmet binasının oluşturduğu yapılar bütünü olduğu söylenebilir. Karnak, kutsal ibadet alanları, dikilitaşlar, büfe alanları gibi birçok yapıyı bir arada bulunduruyor. 2 Kilometrekarelik bir alanda kurulu olan bu kompleksin merkezinde Mısır tanrılarının en kudretlisi olan Amun’un tapınağı yer alıyor. Bu tapınağa “Amun’un dünyevi evi” de deniyor. Hiyerogliflerin, resimlerin, çömlek işlerinin, mumya ve heykellerin sayısız örneğinin bulunduğu bu tapınak, tamiratlar, restoreler dahil 1500 yıl boyunca sürekli olarak inşa edilmeye devam edilmiştir.
-Krallar Vadisi
Krallar vadisi, Antik Mısır’ın Yeni İmparatorluk döneminin bir almanağı gibidir. 64 Mısır firavununun ve diğer hanedan üyelerinin mezarları bu bölgede bulunurlar.

– El-Uksur Tapınağı

Yeni İmparatorluk döneminde inşa edilen, tıpkı Karnak gibi ihtişamlı bir tapınak merkezli kompleks yapıdır. Üçüncü Amenhotep döneminde başlayan inşası, 177 yıl sürerek ancak İkinci Ramses döneminde tamamlanmıştır. Dikilitaşlar, üç büyük Teb tanrısının heykelleri ve Mısır Sfenksleri ile dolu ihtişamlı bir yapı. Karnak’tan sonra Antik Mısır Medeniyeti’nde inşa edilmiş en büyük tapınak kompleksidir.

– Medinat Habu

Üçüncü Ramses’in anıt mezarıdır. Aynı zamanda tapınak olma özelliği de taşır. Karnak ve El-Uksur tapınak komplekslerinin aksine yekpare, sarayvari bir yapıdır. Mısır Medeniyeti’nin tanrı Amun ile ilişkin ilk tapınağı olma özelliğini de taşır. Bu büyük yapının içerisinde tapınaklar, kraliyet sarayı, atölyeler, idari yapılar, memur ve din adamları için daireler bulunmakta. Yüzyıllar boyu Yeni Krallık’a ekonomik ve idari merkez olmuştur.

– El-Uksur Müzesi

El-Uksur Müzesi, Eski Krallık yıllarından Memlükler’e kadar olan bin yıllarca süren uzunca bir dönemi kapsayan eserler barındırmakta. Günlük eşyalar, tarihi sanat eserleri, takılar, savaş aletleri gibi sayısız tarihi eser bu müzede sergilenmekte.

2) Victoria Şelalesi / Zimbabwe-Zambiya

Uluslararası kamuoyunda Victoria Şelalesi olarak bilinen bu doğa harikasının yerel halk arasındaki adı Mosi-oa Tunya’dır. Zimbabwe ve Zambiya arasındaki doğal sınır olarak kabul edilen Zambezi nehrinin üzerindedir. Yaklaşık 1700 metre genişliğe sahip şelale, 128 metrelik yükseklikten dökülür. Şelalenin bu dinlendirici ve büyüleyici görüntüsüne ek olarak, kendine ait hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.

Şelalenin iki isminin de anlamı vardır. Victoria Şelalesi, Kraliçe Victoria döneminin ihtişamlı Birleşik Krallığı’nın tüm dünyada kendini gösterdiği zamanlarda, Afrika’nın zenginliklerinin keşfi için görevlendirilmiş sayısız kaşiflerden David Livingstone’un verdiği bir isimdir. Bu doğa harikasına, ihtişamı ve güzelliği ile kraliçenin adını yaşatması için bu ismi vermiştir.

Mosi-oa Tunya adı ise, yerel halk tarafından verilmiş, şelalenin asıl adıdır. Anlamı: “Gürleyen Bulut”tur.

Mosi-oa Tunya ya da Victoria Şelalesi, Unesco Dünya Mirasları arasında yer almaktadır.

3) Etiyopya’da Lalibela

Lalibela, Etiyopya’nın tarihi ve mimari anlamında en zengin şehridir. Başkent her ne kadar Addis Ababa olsa da, turistik anlamda Lalibela Etiyopya’nın en çekici kentidir. Lalibela’nın bu şöhreti ise, şehirde bulunan kaya-oyma kiliselerdir. Petra’yı andıran bir fikir gibi görünse de, Aztek medeniyetinin inşa ettiği Chichen Itza, mimari disiplin olarak bu yapılara daha yakındır diyebiliriz. Lalibela’da birçok örneği bulunan bu mimari tarzın başyapıtı olarak St. George Kilisesi’ni göstermek mümkündür. Kayadan yapılma bu binada ince işçilik desenleri görmek, ziyaretçilerde hayranlık uyandıran en önemli unsurdur. Mimari ve mühendislik harikası yapısı, binanın iç kolonlara olan ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Yapay bir çatı yerine, yine kaya oyularak üzerinde resmedilmiş bir haç imgesi mevcuttur. Yekpare bir yapı olarak görünür. 15 metre kadar yüksekliğe sahip olan bu kilise, Lalibela kaya-oyma kiliseleri içerisinde en ünlü olanıdır. Bu yapıların tamamı da Unesco Dünya Kültür Mirasları arasında bulunmaktadır.

Meryem Ana Kilisesi, Aziz Emmanuel Kilisesi, Medhane Alem Kilisesi de Lalibela’da bulunan bu disiplinin örneği diğer kiliselerdir.

4) Fas’ta Marakeş ve Fez

Marakeş ve Fez, başkenti Rabat olan Fas’ın diğer büyük şehirleridir. Afrika’nın Avrupa’ya elini uzattığı, dokunmaya çalıştığı nokta olan Cebelitarık Boğazı’nın güneyinde, İspanya’nın altında kalan bu ülke, tarih boyunca İspanyollar ile kültürel etkileşimde bulunmuştur. Fas, içerisinde Osmanlı, Arap, İspanyol ve Fransız kültürlerinden unsurlar barındıran ve etnik kökeni Berberiler olan bir kültür mozaiğidir. Kuzey Afrika’da keşfedilmeyi bekleyen ülkeler arasında sırasını bekliyor.

Marakeş

Marakeş adı, Berberi dilinde “Tanrı’nın şehri” anlamına gelmektedir. Fas coğrafyası ve devleti bu şehirle öylesine özdeşleşmiştir ki, İngilizce adı olan Morocco da, bu şehirden esinlenerek verilmiştir bu coğrafyaya. Şehrin orijinal adı Murakush’tur ve görülmeye değer birçok yer barındırır.

Djeema El Fna, Marakeş’in kalbidir. Yüzyıllardan beridir bu kentin ticari ve sosyal merkezidir. Ülkemizdeki benzer örnek olarak Taksim Meydanı’nı verebiliriz. Folklorik gösteriler, kültürel yiyecekler, sanat faaliyetleri gibi birçok aktivite bu alanda gerçekleşmektedir.

Bahia Sarayı, kentin en ihtişamlı yapılarından birisi kuşkusuz. Yapının içyapısındaki süslemeler, tabandan tavana kadar ince işçilikle bezenmiş durumdalar. 8 hektarlık bir alana kurulu olan bu sarayda tam 150 oda bulunmakta. Mermer ve ahşap oymaların süslediği, büyüleyici bir atmosfere sahip saray, günümüzde Marakeş’in en önemli turistik merkezlerinden birisidir.

Kasbah Camii ise, özellikle bir Türkiye vatandaşı için oldukça ilginç bir ziyaret olacaktır. Alıştığımız yapıda kubbeler, sütunlar, işlemeler ve her biri ayrı anlamlar taşıyan minare ve şerefeler, Kasbah Camii için geçerli örnekler değiller. 1190 yılında inşa edilen cami, şehrin döneme ait renk yapısına uygun bir biçimde tasarlanmış. Çok açık bir kızıl renge sahip cami binasında kubbeler bulunmuyor. Kasbah Camii, Osmanlı dönemi kervansaray ve vali saraylarını andıran köşeli ve oyma işlemeli bir mimariye eklenen, yine dikdörtgen prizması şeklinde bir de minareye sahip. Bu minare, alışık olduğumuz şekilde, caminin tamamlayıcı bir süslemesi gibi görünmekten öte, sanki bütün yapı bu minareyi ön plana çıkarmak ve ayakta tutmak üzere yapılmış gibi, büyük ve süslü. Ayrıca caminin rengi açık kızıl iken, net bir şekilde pembe rengiyle minarenin dikkat çekiciliği daha da arttırılmış halde.

Fez

Fez, yerli adıyla Fas şehri ülkenin bir diğer büyük ve tarihi zengin şehridir. Tıpkı Avrupa dillerinde “Morocco” olan ülke adının Marakeş şehrinden gelmesi gibi, bizde de coğrafyanın adının Fas olması bu şehirle ilintilidir. Bunun muhtemel sebebi ise, bölge devletiyle ilk ciddi siyasi ilişkiler dönemi olan Kanuni Sultan Süleyman devrinde Fas Krallığı’nın başkentinin bu şehir olmasıdır. 1 milyon yüz bin küsur nüfusuyla ülkenin en kalabalık ikinci şehridir.

Bou Inania Medresesi, Kraliyet Sarayı, İbn Danan Sinagogu, El-Attarine Medresesi ve şehir merkezindeki kültürel ahşap boyacıları, çömlekçiler, yerel lezzet restoranları bu şehri görmeye değer kılıyor.

5) Nasıl Gitsek?

Kısa bir yazıya tüm Afrika kıtasını sığdırmak tabii ki mümkün değil. Afrika Kıtası’nın yukarıdaki havai fişek gösterisi gibi sıralanan 4 önemli destinasyondan çok daha büyük olduğunu; Güney Afrika, Madagaskar, Fildişi Sahilleri, Senegal, Kamerun, Kenya, Yeşil Burun Adaları ve anlatmakla bitmez daha nice güzelliklere sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla gezilmeye doyulamayacak zenginliklere sahip olan bu kıtaya seyahat planlayanların internetten en doğru fikirleri bulacakları da muhakkak. Örneğin işe Tatil.com indirim kodu; veya ETStur hediye çeki; veya Hotels.com promosyon kodu aramakla başlanabilir. Çünkü artık ister oteli ve uçak biletini ayrı ayrı rezerve edin; ister ulaşım ve konaklamayı bir seferde paket tur şeklinde satın alın; dünyadaki tüm alternatiflere sadece internet üzerinden ulaşmanın mümkün olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu nedenle bizim önerimiz, eğer seyahat planlıyorsanız, soğukların yavaş yavaş kuzey yarıküreye hakim olmaya başladığı şu aylarda güney yarı küreyi dikkate almanız. Dünyanın en büyük yapraklı bitkisini de, dünyanın en büyük çölünü de, dünyanın en romantik dağını da, dünyanın 7 harikalarından birini de, dünyanın en güzel şelalesini de aynı anda barındıran bu güzel kara kıta, pek çok kaşife göre dünyanın en unutulmaz seyahatini bize altın tepside sunmaktadır.

Aşk Bir Erkeğin Elde Balonla Sokak Sokak Dolaşmasıdır

Haberler

Aşk Bir Erkeğin Elde Balonla Sokak Sokak Dolaşmasıdır için yorumlar kapalı

18 yaşımdan gün almak üzereyim. Doğum günüme birkaç gün kaldı. 1 yıldır beraber olduğum ve deli gibi sevdiğim bir kız arkadaşım var. Üniversite sınavıydı, aileydi, parasızlıktı, bin bir tane karışıklıktı derken hayatımda güzel giden tek şey bu ilişkimdi. Ancak bir gün her nedense kavga ettik. Gençlik işte. Her şey ters giderken elimdeki tek güzel şey de arıza yapınca artık hiç bir şeye tahammül edemez hale gelmiştim. Yine de ilişkimizin bir kuralı vardı; sorunlarımızı her zaman yüz yüze konuşarak çözerdik. Telefondan veya mesajlaşarak sağlıklı olmadığını ikimiz de çok iyi biliyorduk. Ben kaşlarım çatık, belediye otobüsünde ona nasıl bir konuşma yapacağımı kafamda kurarken, bir sms geldi. Gönderen o. Her zaman buluştuğumuz kafeye gitmiş, ama bakmış cüzdanı yok. Meğer cüzdanı bir büfede unutmuş, ama içinde telefon numarası yazdığı için onu aramışlar ve kız arkadaşım da otobüsten indiğimde önce büfeye gitmemi istiyor benden. Zaten sinirliyim, mutsuzum, onun bana karşı kendini nasıl affettireceğini, bunun için çok uğraşması gerektiğini düşünüyorum. Bir de beni çırak yollar gibi cüzdan almaya yolluyor. Neyse dedim koz olur elimde, onu da yapayım ki daha güzel kızabileyim…

Her şey o anda başlıyormuş meğer. Gittim büfeye, “Arkadaşım cüzdanını unutmuş bir on-onbeş dakika önce” dedim. Büfedeki asık suratlı adam masanın altından bir şey çıkardı. Anlam veremedim. O şey, uçan balonun ipine takılmış bir çikolata bir de küçük not kartı… Adam “Kardeşim cüzdan müzdan yok, sana böyle bir şey bıraktılar” dedi. Ben de kız arkadaşımın cüzdanını beklerken karşımdaki hayattan bezmiş kişi bana bir uçan balon ve çikolata verince bozuldum tabi. Adam cüzdana konmak için ruhunu bana mı satıyor diye düşünüp ters ters baktım. Notu açtım. Notta “Bütün çikolataları denedim; hiçbiri senin kadar tatlı değil; yandaki eczaneye gider misin?” yazıyordu. Peki, kolay gelsin dedim kan ter içindeki büfeciye ve oradan ayrıldım.

Elimde bir balon, çikolata ve süslü bir kartla eczaneye girdim. Bu sefer biraz daha deneyimli hissettim kendimi. Eczacıya balonu göstererek “Sizde böyle bir şey var mı?” diye sordum. Aynı ruhsuzlukla o da bana bir balon verdi. Bu balonun ipinde bir Aspirin ve bir de küçük not kartı vardı. Not kartında şöyle yazıyordu: “Bana hiçbir ilaç senin kadar iyi gelmedi. Alt sokaktaki oyuncakçıya gider misin?”

Elimde iki balon, çikolata, aspirin ve kartlarla şehrin en kalabalık meydanına çıkıp bir alt sokağa indim. Oyuncakçıya girdim. Yine aynı rahatlık ve özgüvenle “Sizde bunlara benzer bir şey var mı?” diye sordum. Adam “Yoo” dedi. “Allah Allah” dedim. Aynı sokakta üç oyuncakçı vardı. Anahtar her zaman en son baktığın cebindedir. Sokaklarda My Little Pony’den fırlamışçasına gezerken bu kural işlemeseydi daha güzel olurdu ancak o anda utanma hissini zerre hissetmiyordum. İnsan kendini değerli hissettiğinde, ne utanç ne de başka bir his yaşıyor. Sadece ona bu hissi yaşatana karşı minnet duygusuyla doluyor. Sonunda üçüncü oyuncakçıya girdiğimde karşımda bir balon ve balonun ucunda bu kez bir Action Man duruyordu. Notta “Senin çocukluk kahramanın o olsa da, benim ömür boyu kahramanım sen olacaksın. Karşı sokaktaki kitapçı seni bekliyor” yazıyordu.

Üçüncü balonum ve oyuncağım elimde, şehri parsel parsel gezerken sevdiğim kızın çocukluğuma kadar işlemesi ve beni hiç beklemediğim yerlerimden yakalaması inanılmaz bir haz veriyordu. Yolda yürürken bana bakan insanlara içimden “Evet sevgilim bana sürpriz yapmış; beni çok seviyor” diyordum. Sanırım gözlerimin içinde çiçekler açıyordu o an.

Kitapçıda beni bekleyen de, o dönem deli gibi okuduğum, hiçbir sayısını kaçırmadığım ve ciltlerini biriktirdiğim Uykusuz dergisinin daha alamadığım bir cildiydi. “Karikatürleri biraz karıştırdım, ama hiçbiri beni senin kadar eğlendirmedi. Artık yanıma gel seni çok özledim…” yazılı notu okurken gözlerim dolduğunda ikinci el kitaplar satan bu adam “Kız arkadaşın seni çok seviyor, kıymetini bil” dedi. “Bilmeyeni Allah çarpar abi” diye yanıtladım utangaç bir bakışla.

Kafeye gittiğimde “Yaa işte sen bana öyle artistlik yaparsın ama adamı böyle ağlatırım insan içinde…” deme hakkına sahip kız arkadaşımın yüzündeki ifade daha çok endişeyle karışık “Umarım hoşuna gitmiştir…” türündeydi. Bir de utanmamış, tuttuğum takımın formasını almış orada uzatıyor bana. Kendi kendime bu kadar masrafa ve çabaya değer olup olmadığımı düşündüm. Ayrıca o çıtayı bu kadar yükseltmişken, utancımdan doğum günlerini doğru düzgün kutlayamadım bile. Böyle şeyleri hiç beceremem çünkü.

Şu an bu olayın üzerinden beş yıl geçti. Parasal durumlardan dolayı ayrı şehirlerde üniversite okumakta olan bir çift olarak bu sene doğum günümde birbirimizi görmek bile yetti. Üzerinden bu kadar zaman geçmesinin verdiği rahatlıkla sordum: “O kadar masrafı nasıl yaptın, o zaman daha lisedeydik?”

Yüzüme gülümseyerek baktı ve “Alt tarafı birkaç balon, çikolata ve bir kutu ilaç…” dedi. Benim gözümde o kadar büyümüş ki bunlar, ucuz olabileceklerini düşünememiştim. Ama dur bir dakika. Bir anda bu cevabın da mütavazılıktan doğduğunu anladım ve üsteledim: “Peki ya bizim takımın resmi forması ve Action Man? Onlar hiç de öyle ucuz şeyler değildir bildiğim kadarıyla”. O ise şaşkın suratıma bir kez daha gülümseyerek bakıp zekasıyla beni bir kez daha aşık etti: “Formayla oyuncağı indirim kodu veren bir siteden girip aldım, yoksa o günlerdeki harçlığımla nasıl alayım hayatım o kadar şeyi?”

Alışverişi Ucuzlatan Sihirli Şerbet: İndirim Kodu

İndirimler

Alışverişi Ucuzlatan Sihirli Şerbet: İndirim Kodu için yorumlar kapalı

Asterix hikâyelerini bilirsiniz. Romalılar tüm Galya’yı ele geçirmiştir ama son bir köy hala direnmektedir. Asterix ve Obelix’in köyü, sihirli bir şerbet sayesinde tüm Roma ordusuna kafa tutmaktadır. Karşılarında kendilerinden kat be kat büyük Roma ordusu bile olsa, bu bir avuç Galyalı, başları her dara girdiğinde içtikleri bir damla sihirli şerbet sayesinde “bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” şiirinin Fransa şubesi şeklinde her karşılaşmadan galip ayrılmayı başarır.

Asterix’in yaratıcıları Uderzo ve Gosciny bu sihirli şerbete hikâyenin orijinal dili olan Fransızca’da “Potion Magic” (Türkçe tercümesi “Sihirli Şerbet”) adını vermişti; ama hikâye Türkçe’ye çevrilirken muhtemelen daha eğlenceli olsun diye “Deve Gücü Tazı Hızı Şerbeti” olarak çevrilmiş; olsun. Önemli olan, böyle bir sihir hikâyesiyle büyüyen biz dünkü çocukların şu an hala aynı şerbeti hayatın dört bir köşesinde arıyor olmaya devam etmemiz.

Alaaddinin Sihirli Lambası

Aslında Galyalı Asterix bizi sihirle cezbeden tek hikâye değil. Alaaddin adlı bir gencin sihirli bir lambayı ovuşturunca içinden bir cinin çıktığı; “dile benden ne dilersin” diye sorduğu; Alaaddin’in ise cini denemek için zor bir dilek dilediği fakat cinin imkânsıza yakın dilekleri bile kolayca gerçekleştirdiği masal, çocukluğumuzda dinlediğimiz güzel hikâyelerden biridir.

Sihirli Fasulye masalı ise Grimm Kardeşler’in edebiyata armağan ettiği bir masal. Buna göre yoksulluktan kırılan bir aile, ellerinde kalan son varlık olan yaşlı ineklerini satmaya pazara giderken karşılarına ak sakallı bir ihtiyar çıkar ve 5 fasulye tanesi verir. Onlar da ineği satmak yerine bu 5 fasulyeyi evin dibine dikerler ve ertesi gün uyandıklarında gözlerine inanamazlar çünkü evin çevresindeki tüm tarlalar, dağlar, bayırlar, dere-tepe fasulyeyle dolmuştur.

Masal Olmayan Sihirli Cisimler

Sihirli cisimlerin hikâyelerde ve masallarda bol miktarda kullanılmasının nedeni bu cisimlerin bizi hayal dünyasına götürüp belli bir sorunu kolayca çözerek mutlu etmeleridir. Sihirli bir değnek veya sihirli bir lamba veya sihirli bir pelerin veya sihirli bir anahtar veya sihirli bir sözcük, onu kullanan kişiye güç verir. Sihirli bir obje ile çözülmeyecek gibi duran zorlukların üstesinden kolayca gelinir; o sihirli objeyi kullanan kişi hem güç sahibi hem de kahraman olur. Peki günlük hayatımızda karşımıza çıkan ve masal olmayan hangi sihirli cismi biliyoruz. Çok düşünmeyin, hemen söyleyelim: İndirim kodları.

İndirim kodu adı verilen dijital şifreler bir çeşit anahtardır. Bu anahtar sayesinde internetten alışveriş yaparken fiyatları mucizevi bir şekilde ucuzlatmak mümkün olur. Neden mucizevi? Çünkü herkes bilir ki alışveriş parayla yapılır. Ama paranın kısıtlı miktarlarda olduğu anlarda eğer elinizde bir indirim kodunuz varsa, o alışverişin ödemesinin bir bölümünü para yerine bu kodla yapmanız mümkündür. İşte bu bir sihir çeşididir ve olay masal değil tamamen gerçektir.

Cep Delik Cepken Delik

İnternetten yapılan alışverişin en güzel yanı yorulmadan, paket taşıma derdi olmadan, kasada sıra beklemeden sepeti doldurmak. Bir yandan sezon sonu indirimleri ve diğer yandan yeni sezonun birbirinden güzel ürünleri ekranımızda defile yaparken hangimiz istemeyiz bir fincan kahve eşliğinde o site senin, bu site benim alışveriş yapmayı? Peki şöyle sihirli bir şerbet olsa da, içince kredi kartımızın gücünü Obelix’in pazuları gibi şişirsek; fiyat etiketlerini Roma ordusunu deviren Asterix gibi devirsek… Evet o “Sihirli Şerbet” gerçekten var; isterseniz siz de deneyin.

Klasik bir durumdur: İnternetten alışveriş yapacaksınız. Ay sonu gelmiş, her cüzdanı açışınızda “cep delik cepken delik, kevgir misin be kardeşlik” türküleri söylüyorsunuz. Ama bir yandan da indirimler başlamış ve ne zamandır almayı beklediğiniz o hırkanın fiyatı etiketinde yüzde elli indirimli yazıyor. Tıklayın o hırkayı sepete atın. Rengini ve boyunu seçin. Sonra da geçin sepet sayfasına; yani kredi kartınızı çıkarmanız gereken sayfaya.

Küçükken Şerbet Kazanına Düşenler

Bazıları için para çok önemli değildir; onlar kredi kartını o sayfaya kahramanca yazıp takırt diye ödeme aşamasını bitirirler ve alışveriş otuz saniyede tamamlanır. Onların sihirli bir şerbete ihtiyacı olmayabilir. Hatta o kişilere Obelix adını verelim. Çünkü onlar küçükken sihirli şerbet kazanına düşmüş oldukları için hayat boyu şerbete ihtiyaç duymazlar.

Ama siz de bizim gibi küçükken kazana düşmediyseniz kredi kartınızı kahramanca o sayfaya yazmadan önce, sayfada daha küçük yazılan yazıları da okursunuz. Hatta farenizin ucuyla o sayfada başka yazı var mı, biraz beklesek bir şeyler açılır kapanır mı, atladığımız bir şey kaldı mı diye didiklersiniz. Çünkü bilirsiniz ki gözden kaçmış veya bilerek kaçırılmış, kıyıda köşede kalmış kelimeler veya herhangi bir unsur o anda hayat kurtarıcı olabilir. Didiklemeye devam edin, çünkü ancak o zaman o aradığınız şeyle karşılaşırsınız. Arayan derviş, muradına ermiş…

İndirim Kodunuz Varsa Buraya Girin Kutusu

Bu kutu her internet sitesinin her ödeme sayfasında mutlaka bulunur. Ya adınızı ve adresinizi yazdığınız sayfadadır, ya da fiyatın yazdığı sayfada. Ya fiyatın hemen yanındadır ya da altında. Ya bir kutu şekildedir, ya da bir kelimedir ve tıklayınca o kutu açılır. Ama genelde gözlerden kaçacak şekilde sayfaya yerleştirilmiştir ki küçükken sihirli şerbet kazanına düşenler o yazıyı görmeden alışverişlerini tamamlasınlar… Fakat sizin gözünüzden kaçmayacaktır “indirim kodunuz varsa buraya giriniz” kutucuğu.

İşte o an, biraz da şaşkınlıkla karışık, fiyatı bir miktar ucuzlatabileceğiniz hissiyatı oluşur. Gökyüzünde bir yıldız mı kaymaktadır? Dilek mi dilemeliyizdir? Ali Baba’nın “açıl susam açıl” gibi bir şifreyi bulması gibi bir şifre mi bulmamız gerekmektedir? Peki bu şifre nereden bulunur?

İndirim Kodu Nereden Bulunur?

İnternette indirim kodu diye yazınca reklamdaki “yüz milyon bin baloncuk” diyen küçük kızın kast etiğinden çok daha fazla indirim kodu karşınıza çıkar. Hatta bir rakam vermek gerekirse internette bulabileceğiniz indirim kodu sayısı gökyüzündeki yıldızlardan veya kafanızdaki saç tellerinden veya İstiklal Caddesi’ndeki hıncahınç insan sayısından veya Metin Oktay’ın attığı gol sayısından bile fazladır. Ama bu kadar kodun içinde kaybolmamak sizin elinizdedir.

Forumlarda pek çok indirim kodu bulunur. Sosyal medyada her önüne gelen bir kod paylaşmıştır. Bloglar dolmuş taşmıştır. Ama sizin aradığınız kod sadece bir tanedir. Bu durumda bir indirim kodu sitesi bulsanız iyi olur. Adı indirimkodu.com veya buna benzer şekilde olan bu tip sitelerde mağazalar alt alta sıralanır; tıklar bakarsınız ve o mağazanın gelmiş geçmiş tüm kampanya haberleri ve promosyon kodları bir aradadır. Siteden istediğiniz kodu alırsınız ve biraz önce alışveriş yaptığınız sitenin sepet sayfasına geri dönersiniz. Artık tek yapmanız gereken o indirim kodunu ödemenizde kullanmak ve fiyatı ucuzlatarak daha az para ile o ürünü satın almaktır.

Sihirli Şerbetin Yararları:

Nasıl ki deve gücü tazı hızı şerbeti hem lezzetlidir, lıkır lıkır içilir; hem bedavadır, köyde tüm Galya’lılara bilabedel dağıtılır; hem de anında işe yarar ve öyle bir güç patlaması yaşatır ki bir vuruşta 3-5 Romalı’nın aynı anda gözünü morartabilir. İşte indirim kodu da aynı o şekilde fayda sağlar. Çünkü,

-İndirim kodu kullanırsanız internetten yapacağınız bir alışverişe daha az para ödersiniz.

-Bir ihtimal taksite gerek kalmayacağı için ekstra taksit bedeli ödemezsiniz.

-Bütçenizi aştığınız için bir sonraki alışverişinizden vazgeçmek zorunda kalmazsınız.

-Çoğu zaman büyük parçalara odaklanıp unuttuğumuz detay aksesuarları bu sayede bedavaya ya da çok ucuza getirebilirsiniz. Mesela kazandığınız indirim oranı, bir şal, bir atkı, bir kravat ya da başka bir aksesuarla eşdeğerdir; kulağa harika gelmiyor mu?

-O çok beğendiğiniz hırkayı alabilmek için özel günlerde yapılacak indirimi beklemenize gerek kalmaz; kodu kullanarak anında fiyatı ucuzlatır ve alışverişi tamamlarsınız.

Yani dijital dünya bize çocukluğumuzda anlatılan masal dünyası ile benzerlikler taşır. Sihir kelimesi kullanılmasa da dijital alemde birtakım sihirli cisimler vardır ve indirim kodları bu durumun en güzel örnekleridir.

Avrupa’da Türk İzleri: Mohaç Müzesi

Haberler

Avrupa’da Türk İzleri: Mohaç Müzesi için yorumlar kapalı

Tarih boyunca Dünya coğrafyası üzerinde çok geniş alanlara yayılmış olan Türkler’e ait izlere, bugün Çin’den Almanya’ya; Sibirya’dan Filipin Adaları’na kadar rastlanabiliyor. Ancak özellikle Avrupa’da çok daha köklü bir geçmişe tanık olmak mümkün.

Türkler’in Avrupa tarihi aslında Atilla’nın Avrupa Hun Devleti ile başlar. Ancak bu kıtada köklü izler ve kültür bırakmaya başlaması Osmanlı İmparatorluğu ile mümkün olmuştur. Bilecik’de kurulan beylik tüm dünyada söz sahibi olan bir imparatorluk olduktan 70 yıl sonra, genç bir padişah gözünü batıya dikti.

Kanuni Sultan Süleyman, babasından güçlü bir devlet miras almıştı. Yavuz Sultan Selim’in Kanuni Sultan Süleyman’a “dikensiz bir gül bahçesi” bıraktığı söylenir. Kanuni de, bu mirası en iyi şekilde değerlendirebilecek kapasiteye sahip yetenekli bir hükümdardır. Şimdi sıra, bu mirası daha da genişletmek ve cihan hakimiyeti misyonunda mutlu sona ulaşmaktır. Süleyman bin Selim Han’ın hedefi tekrar Kızıl Elma’dır. Sefer hazırlıkları başlar.

Dünyanın En Çabuk Meydan Muharebesi

Sultan Süleyman’ın ordusu Mohaç Ovası’na yaklaştı. Dönemin Macar Kralı Janos, sayıca az olmalarına rağmen güçlü süvari birliklerine güveniyordu. O yıllarda Macar süvarileri, büyük bir stratejik güçtü. (Attila’nın Hun Devleti’nin bir izi olarak Macar ordusunun süvari teknoloji ve tekniklerini örnek gösterebiliriz. Macarlar hala kendilerini Attila’nın mirasçısı olarak görürler.) İlk taarruzu Osmanlı ordusu yaptı. Macarlar bu taarruzu püskürttüler. Geri çekilen ordu onların iştahını kabartmıştı. Ancak unuttukları şey, savaş meydanında bir Türk geleneği olan hilal taktiğiydi. Bu taktikte, öncelikle bir birlik düşmana yalancı bir saldırı düzenler. Sonra yenilmiş gibi geri çekilip, düşmanı ok yağmurunun ortasına çekerlerdi. Tarihte bu şekilde sayısız zafer kazanan Türkler, bu sefer de aynı taktikle hareket ediyorlardı. Ancak bu sefer oktan çok daha ölümcül silahlara sahiplerdi. Geri çekilen Osmanlı birlikleri, tüm gücüyle saldıran Macar birliklerini tüfekli askerler ve ağır toplarla karşı karşıya getirdiler. Düşmanı püskürtmek için son bir taarruz yapıp şehirlerine kahraman olarak dönmeyi planlayan -ve deyim yerindeyse ilk taarruzu püskürttükten sonra rehavete kapılan- Macar birlikleri açık hedef olup imha edildiler. Bu savaş bazı kaynaklarda 2 saat, bazı kaynaklarda 1 buçuk saat olarak geçer. Ancak tarihin en kısa sonuçlanan meydan savaşı olduğu konusunda bütün kaynaklar hemfikirdir.

Mohaç Panoramik Müzesi

Günümüzde bu ovada bir panoramik müze kurulmuştur. İnternetten “Mohacs Memorial Park” şeklinde bir aramayla bazı görsellere ulaşabilirsiniz. Bu müze, bizim Çanakkale’miz veya Japonlar’ın Hiroshima’sı gibi milli bir olaydır Macarlar için. Ancak Çanakkale anıtları ve müzelerinin aksine, bu müze ders çıkarılması için kurulmuş bir eser. Ahşaptan yapılmış ve ovaya yayılmış onlarca heykel, bu savaşa dair mesajlar veriyor. Bir daha böylesine büyük bir hata ve yenilgiye maruz kalmamak için neler yapılması gerektiği anlatılıyor.

Mohaç’tan mı Geliyorsun?

O günlerden bu günlere ulaşmış bir de Macar deyimi vardır. Tıpkı bizdeki “Karadeniz’de gemilerin mi battı?” -muhtemelen 1700’lü yıllarda Ruslar’ın sürekli Osmanlı donanması yakması sonucu çıkan bir deyim- gibi, suratı asık üzgün görünen bir Macar’a “Mohaç’dan mı geliyorsun?” diye sorulabiliyor.

Mohaç Memorial Park’da, Budapeşte Müzesi’nde, British Museum’da ve daha birçok Avrupa arkeolojik müzelerinde Türkler’in ayak izlerine rastlamak mümkün. Türk tarihinin bu kadar yayılması, geçmişini öğrenmek isteyen tarih tutkunları için ayrıca gezme ve kültür tanıma bahanesi oluveriyor. Üstelik birçok seyahat firması, dönem dönem yurt dışı yolculuklar için indirim kolaylığı sağlayabiliyor. Hatta indirim kodu kullanarak alabileceğiniz turlar sayesinde daha uygun fiyatlarla tarihi keşfe çıkmak mümkün. Yeter ki içinizdeki kaşife izin verin, o bir yolunu bulup zaten sizi yönlendirir.

Başkentleri Türkiye’de Bulunan 8 Büyük Devlet

Haberler

Başkentleri Türkiye’de Bulunan 8 Büyük Devlet için yorumlar kapalı

Bu yaz tatile çıkacaksanız Avrupa’da 8 büyük başkente uğrayana kadar Anadolu’daki 8 büyük başkenti gezin. Her adımında tarihe tanıklık edeceğiniz bu medeniyetler beşiği vatanımız, bakın hangi başkentlere yuva olmuş; hangi uygarlık ülkemizin hangi köşesinde kurulup ışığıyla tüm dünyayı aydınlatmış.

1- Hitit Devleti: Hattuşa / Çorum

Hitit İmparatorluğu Anadolu’da kurulmuş en eski devlettir. Kuzeyde Kızılırmak’tan güneyde Lübnan’a kadar uzanan devlet, İç Anadolu bölgesinde kurulmuş ve Ege ile Doğu Anadolu bölgelerine kadar genişlemiştir. Başkenti Hattuşa’dır ve Hattuşa antik kenti, günümüzde Çorum şehri sınırları içinde bulunmaktadır.

Hitit devletini tarih sayfalarında en önemli kılan olay Kadeş Savaşı’dır. Yazının Sümerler tarafından icat edildiği bilinmekle birlikte, tarihteki ilk yazılı antlaşma Hititler ve Mısır arasında gerçekleşmiştir. Mısır firavunu Ramses Orta Doğu’nun zenginliklerine gözünü dikmiş ve Hititler de bu bölgede güçlenmeye başlamışlarken, Suriye sınırları içinde bulunan Kadeş kentinin yakınlarında bir savaşa tutuşmuşlardır. Mısır’ın taarruz, Hititler’in müdafaa konumunda olduğu savaş Hititler’in galibiyetiyle sonlanmış ve taraflar tarihin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş Antlaşması’nı yapmışlardır.

2- Lidya Devleti: Sardis / Manisa

Anadolu’nun batısında kurulmuş bir antik dönem uygarlığıdır. Ege bölgesi merkezli olan Lidya devleti, eski Yunan izleri taşıyan bir devletti. Başkenti Sardis (Sard), günümüz Manisa sınırları içinde yer almaktadır.

Eşsiz doğası, Ege Denizi’nden gelen ticaret rüzgarı ve üzerinde bulunduğu Kral Yolu bu ülkeyi zenginleştiren etkenlerdi. Ticaretin bu kadar canlı olduğu bir devlette ise artık ekonomik olarak yeni bir atılım gerekmişti. Bu durum da Lidya Devleti’nin insanlığa en büyük katkısı olan parayı icat etmiş olmalarını sağladı. İlk paranın MÖ 6. yüzyılda bu şehirde basılmış olması Lidya’yı iyice zenginleştirmişti ve dönemin efsanevi kralı Krezüs, Karun olarak anılmıştı. Öte yandan tarihte hiç bir şeyin sonsuza kadar sürmediğini bir göstergesi olarak bu kadar zenginleşen bir devlet bile, güçlü Aşamenid Hanedanı’nın hüküm sürdüğü Pers İmparatorluğu’nun istilasından kurtulamamıştır.

3 – Urartular: Tuşpa / Van

Anadolu’nun demirci gücü Urartular, Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulmuş bir antik uygarlıktır. Lidyalılar ve Hititler gibi tarihte çok büyük devrimler yapmış bir devlet olmamışlardır; ancak askeri anlamda gelişmiş stratejilere sahiplerdir. Dönemin bölgesel süper gücü Asur İmparatorluğu’na karşı birçok kez savunma savaşı yapmışlardır. Dağlık coğrafyanın kendilerine doğal olarak hediye ettiği avantajı iyi kullanmayı bildikleri gibi, madencilikte de oldukça gelişmişlerdir. Altın, bakır ve demir gibi metal madenleri işlemekte ustalaşmışlar ve ticari gelirlerini bunlardan elde etmişlerdir. Geride bıraktıkları değerli eserlerin bir bölümü Van ve çevresinde diğer bölümü ise İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilenirken, dönemin ihtişamını açıkça gözler önüne sermektedir.

4 – Frigya: Gordion / Ankara

Frigler, Anadolu topraklarına Trakya’dan göç ettikleri bilinen bir millettir. Günümüzde Ankara-Polatlı sınırları içinde bulunan başkentleri Gordion, adını Kral Gordias’dan almıştır.

Frigya dendiğinde akla ilk gelen hikaye Kral Midas efsanesidir. Bu efsaneye göre, Frig halkının çok sevdiği ve Frigya’ya altın çağını yaşatan Kral Midas’ın dokunduğu her şey altına dönüşmektedir. Ayrıca kötü müzik zevkinden dolayı da bir büyücü tarafından kulakları eşek kulağına dönüştürülmüştür. Bu efsaneler abartı olsa da, onun döneminde Frigya Devleti sadece zenginliğiyle değil, teknoloji ve kültür alanında da hayran olunacak bir seviyedeydi.

5 – Pontus Krallığı: Amasya / Sinop / Trabzon

Pontus kelimesi, akla ilk olarak bir Rum devleti çağrıştırsa da durum tam olarak öyle değil. Antik Pontus Krallığı, adını coğrafi bir bölge olan Pontus’dan alır. Pontus ya da Pont Euxin, Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz ve Kırım bölgelerinin coğrafi adıdır. Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yıkıp bölgeyi hakimiyeti altına almasından sonra isyan edip Ilgaz Dağı çevresinde sınırlarını genişleten Mithridates, Amasya’yı başkent yapmıştır. Daha sonraları aynı hanedan, bir Yunan şehir devleti olan Sinop’u fethettikten sonra burayı başkent yaptı.

Pontus Rum İmparatorluğu ise, Anadolu’daki Türk hakimiyetiyle birlikte Bizans ana karasından ayrılmış Rum yöneticilerin bağımsızlaşmasıyla ortaya çıkar. Trabzon Rum İmparatorluğu olarak da bilinen devlet, Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

6 – Bizans İmparatorluğu: Konstantinapolis

Kavimler göçüyle birlikte Orta Doğu ve Avrupa’daki demografik yapının değişmesi, ve güç dengelerinin alt üst olmasıyla birlikte büyük Roma İmparatorluğu için zor günler başlamıştı. Üç kıtada hüküm süren Roma İmparatorluğu, bu zor günleri atlatamayıp Doğu Roma ve Roma olarak ikiye bölündü. Doğu Roma’nın başkenti tarih boyunca dört farklı şekilde anılacaktı: Byzantion, Konstantinopolis, Kostantiniyye ve İstanbul.

Balkanlar, Anadolu, Orta Doğu ve Kuzey Doğu Afrika’da hüküm sürmüş bu devlet, tarihe birçok önemli mimari eser kazandırmıştır. Ayasofya Katedrali bunların içinde en önemlisidir. Osmanlı Devleti’nin hem askeri hem mimari hem de ticari açıdan gelişmesinde Bizans’ın mirasının önemli bir payı vardır. Orta Çağ’ın sonlarında iyice güçten düşen Bizans İmparatorluğu, Yunanistan, Bulgaristan ve Marmara Bölgesi’ne kadar çekilmek zorunda kalmıştı. Doğusunda güçlü Türk-İslam devletleri, batısında Katolik devletler varken gücünü yitirdikçe yalnızlaşmıştı. Altın Boynuz, Prens Adaları, Kalkedon, İstanbul Surları, Kapalı Çarşı, Dikilitaşlar, Forumlar, Saraylar ve Büyük Hipodrom ile anılan Bizans dönemi başkenti 1453 yılında kapılarını Türklere açtığında bir çağ bitip bir diğeri başlıyordu.

7 – Anadolu Selçuklu Devleti: Konya

Süleyman Şah’ın Anadolu’da iyice güçlenmesi ve Bizans’a karşı olan mücadelenin daha yakın bir merkezden yönetilmesini gerekli gördüğü için; Malazgirt zaferinden 6 yıl sonra Anadolu Selçuklu Devleti’nin bağımsızlığını ilan etti. Konya merkezli daha iyi teşkilatlanmış bir devlet kurma yolunda adımları attı. Bizans’a karşı Anadolu hakimiyeti için verilen mücadelelerden biri olan Miryokefalon Savaşı sonunda, Türkler’in Anadolu’dan atılamayacağını herkese kanıtlayan ilk devlet olmuştur.

Anadolu Selçuklu Devleti, Alâeddin Keykubat döneminde en parlak dönemini yaşadığı kabul edildiği gibi, aynı hükümdarın önderliğinde Moğollar’a karşı direnememiş ve parçalanmıştır. Ticari yönden gelişmiş ve zengin bir devlet olan Anadolu Selçukluları, Orta Asya ve İslam devlet geleneklerini harmanlamış ve Anadolu coğrafyasına göre de revize ederek; Osmanlı Devleti’ne kusursuz bir devlet geleneğini miras bırakmışlardır.

8 – Osmanlı İmparatorluğu: Söğüt / Bursa / Edirne / İstanbul

Dünya tarihine en çok etki eden Türkiye merkezli devletlerin başında Osmanlı İmparatorluğu gelir. İmparatorluk çağlar boyunca ayakta durmuş, Orta Çağ’ın bitip Yeni Çağ’ın başlamasına doğrudan etki etmiştir. Bu büyük imparatorluğun temellerini atan beylik 1299’da Söğüt’te kuruldu. Bizans sınırında bulunan Osmanoğulları Beyliği, kısa sürede topraklarını batıya doğru genişletti. Orhan Gazi döneminde Bursa’nın alınması ve teşkilatlanmaların geliştirilmesiyle birlikte beylik, devlete dönüştü. Bursa başkent yapıldı. İlk para Orhan Gazi döneminde basıldı. Osmanlı’nın asıl hedefi, hadis-i şerifle müjdelenen Konstantinapolis’in fethiydi. Bunun için önce Balkanlar’ın Osmanlı’ya katılması gerekti ve Osmanlı Devleti, Tuna Nehri’ne kadar ilerledi. Mücadelenin batıyla olmasından dolayı, başkent bu dönemde Edirne’ye taşındı. İstanbul’un fethine kadar Osmanlı Devleti’nin başkenti Edirne oldu. İstanbul’un fethiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına kadar imparatorluğun başkenti üç kıtaya hükmetti. Onaltıncı yüzyılda altın çağını yaşayan Osmanlılar, doğal sınırlarına dayandıktan sonra güçten kaybetmeye başladılar ve yirminci yüzyıl geldiğinde kılıç, ok ve yayla kurulmuş bir devlet; uçaklar, zırhlı gemiler, makineli tüfeklerle yıkıldı. Böylece, Osmanlı İmparatorluğu da tarihteki yerini almış oldu.

Bu 8 büyük devletin dışında Anadolu’da varlığını sürdürmüş onlarca küçük ve orta çaplı devletin parmak izleri hala mevcut. Türkiye, dünyanın en zengin tarihe sahip coğrafyalarından birisi. Bu ülkede görülmeyi, öğrenilmeyi bekleyen birçok medeniyet var. Yani hazır tatil dönemi gelmişken boş oturmak yerine -hem bütün cep telefonlarında da birer fotoğraf makinesi varken- ülkemizi gezmek en güzel alternatif. Tabii ki tatilin ekonomik bir yönü de var ve masrafları düşününce tatile çıkıp şehir şehir gezmek insanın gözünde büyüyebiliyor. Aslında bu maddi açıdan o kadar da zor bir şey değil: Alışverişi internetten yapıp, indirim kodu kullanarak ucuza getirebileceğiniz rezervasyonlarla, beklediğinizden çok daha düşük maliyetlerle tarihi keşfe çıkabilirsiniz. Yeter ki siz valizi hazırlayın; gerisini indirim kodlarına bırakın.

İndirim Kodu Mekanizması Nasıl Çalışır?

Haberler

İndirim Kodu Mekanizması Nasıl Çalışır? için yorumlar kapalı

Eski bir Kızılderili atasözü “en uzağa giden ok en gerilmiş yaydan çıkar” der. Yani alışverişe çıkıp -mesela- bir gömlek mi alacaksınız; demek ki gömlek konusunu ne kadar incelerseniz o kadar başarılı bir alışveriş yapar, hatta belki de alışverişi bir gömlek fiyatına iki gömlekle bitirirsiniz. Eski bir Türk atasözü ise “evdeki hesap çarşıya uymaz” der ya; işte onu unutun; o atasözü toprak oldu.

Evdeki Hesap Dijitale Uyar

Dünyada ilk kez 1965 yılında iki bilgisayar birbiriyle “Arpanet” denen bir ağ üzerinden haberleşti. 1994 yılına gelindiğinde Arpanet’in adı “İnternet” olarak değişmiş ve o yıl ilk kez piyasaya çıkan Netscape tarayıcısı sayesinde iki yerine binlerce bilgisayar bu dijital ağa bağlanmıştı. O sıralarda haber okumak ve e-posta göndermek amacıyla kullanılan bu ağda yavaş yavaş internet mağazaları da katılmaya başladı. 5 Temmuz 1994’te Amazon kurulmuş; onu 3 Eylül 1995’te kurulan Ebay izlemişti. Ardından diğer mağazalar da öylesine büyük bir hızla açılmaya başlandı ki İnternet’te bir yerden bir yere gidebilmek için 4 Eylül 1998’de Google denen arama motorunun açılması gerekti. Artık İnternet işlek bir ana cadde idi ve bu cadde üzerindeki arsalar teker teker mağaza vitrini haline geliyordu.

Neden gelmesindi ki? Çünkü online mağaza açınca kira masrafı yoktu. Vitrin tasarımcısı, stok maliyeti, kasiyerlerin sendikası, gece bekçisi, akşam mağazayı kapatma gereği gibi tuğla ve çimentodan yapılma mağazaların dertleri bir anda sona eriyordu. O halde insanları artık bu çevrimiçi mağazalara oluk oluk çekmek için bir çare bulunmalıydı. O çare tak diye bulundu: 27 Ekim 2006’da dünyanın en büyük indirim kodu sitesi Retailmenot açıldı. Artık insanlar dijital bir kod vasıtasıyla alışverişlerini daha da ucuza getirebilecekti. Bu koda “indirim kodu” (discount code) adı verildi.

Mağazalar Açısından İndirim Kodları

İndirim koduna ne gerek var diye düşünebilirsiniz; ama çok gerek var. Düşünün ki bir mağazasınız. Mesela Dell Bilgisayar’sınız ve hem pek çok kendi mağazanız; hem de pek çok acenteniz var. Bunlara ek olarak internet üzerinden de satış yapıyorsunuz. Yani günümüzde 360 derece satış denen çok kanaldan satış yapmaktasınız. Dolayısıyla fiyatlarınız her kanalınızda aynı olmalı. Ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü internette öyle bir rekabet var ki, fiyatlarınızı mağazalarınızda aynı tutarken internet üzerinden %20 indirmeniz gerekiyor; aksi takdirde satış yapmanız imkansız. O halde bunun tek çözümü var: İnternete özel indirim kodu vermek.

Yani fiyatınızı mağazalarınızda fiks tutarken, internet sitenize gelen trafiği de eli boş göndermemenin tek yolu, kullanıcılarınıza indirim kuponu, kupon kodu veya hediye çeki gibi isimler altında ücretsiz dijital kodlar göndermektir. Bu sayede hem acentelerinizi kızdırmaz; hem mağazalarınızda satış yapmaya devam eder; hem de online rekabette pahalı kalmaz ve çatır çatır satış yapabilmeye devam edersiniz.

Müşteri Açısından İndirim Kodları

Biz alışveriş yapanlar tarafından bakıldığında ise, indirim kuponları her gün e-postamıza gelen; veya bir online mağazaya girdiğimizde karşımıza çıkan; veya sosyal medyada sağa sola çoğu kez gereksizce uçuşan kodcuklardır. Ama bu kodların anarşik bir şekilde sağda solda uçuşuyor olması, bize Murphy’nin 32 numaralı kanununu hatırlatır: “Ne zaman bir şeye ihtiyacınız yoksa o şey vardır; ama ne zaman o şeye ihtiyacınız varsa o şeyi ara ki bulasın.” Dolayısıyla bu tip durumlar için indirimkodu.com gibi siteler oturup sabahtan akşama kadar tüm indirim kodlarını toplarlar ve kolayca kullanılabilmeleri için bunları tasnif edip yayınlarlar. Dolayısıyla bir alışverişte indirim gerektiğinde e-postamıza veya sosyal medyaya veya arama motorlarına bakmak yerine, hemen bu tip indirim kodu sitelerine gireriz ve aradığımız kodu saniyeler içinde bulup alışverişi ucuzlatırız.

İndirim Kodu Siteleri Nasıl Çalışır?

Her türlü içerik sitesi gibi kupon kodu siteleri bilginin bir araya getirilip sunulması hizmetini verirler. Dolayısıyla her gün metodik olarak binlerce farklı kaynaktan toplanan bilgiler, bu tip sitelerde bir taraftan mağaza adı altında; diğer taraftan da kategori çeşitlemesi altında sıralanır. Mesela N11’den bir kod geldi diyelim: “Küçük ev aletleri kategorisinden yapılacak 100TL alışverişte geçerli %11 indirim kodu: evaletleri11” şeklindeki bilgiyi site editörleri ham halde bulurlar. Bunu sitelerine girerken “N11 %11 indirim kuponu” gibi bir başlık; o başlığın altında açıklayıcı bir içerik ile normal bir yazı haline getirdikten sonra; kategori seçimini “Küçük Ev Aletleri” ve mağaza seçimini “N11” yaptıktan sonra bu yazıyı yayına alırlar. Genellikle WordPress veya benzeri bir içerik yönetim sistemi olan bu sitelerde bu kod yayınlanır yayınlanmaz N11 (mağaza sayfası) ve Küçük Ev Aletleri (kategori sayfası) altında listelenmiş olur. Bu sayede N11 indirim kodu arayanlar o mağazaya özel sayfaya ulaştıklarında tüm ilgili kodları alt alta sıralanmış olarak bulurlar ve böylece çok basit bir iki tıkla bu kodu ücretsiz olarak alıp kullanabilirler.

Peki İndirim Kodu Siteleri Nasıl Para Kazanır?

Güzel soru. “Eğer internet bedavaysa, internet siteleri nasıl para kazanır?” Mesela Google’da arama yapmak bedavadır. Facebook, Twitter, Instagram veya Pinterest üzerinden arkadaşlarımızla sohbet ederken hiç para ödemeyiz. Hürriyet, Milliyet, Sabah, Cumhuriyet bayilerde parayla satılırken internetten bedava okunabilir. O halde üzerinde “bedava” etiketi olan bu siteler nasıl para kazanıyor diye düşündüğümüzde “reklam” cevabına ulaşıyoruz. Çünkü internet bizim için oyun oynadığımız, alışveriş yaptığımız, gazete okuyup arkadaşlarımızla sohbet ettiğimiz yepyeni bir dünya iken, pek çok marka için burası yepyeni bir reklam mecrasıdır. Yani bu siteler internet üzerinden reklam yaparak para kazanmakta; daha çok fayda yaratıp daha çok tıklandıkça daha fazla para kazanabilmektedir. Eğer bir internet sitesi internette faydalı bir iş yapıyorsa ona takılan madalyanın adı “reklam geliri” şeklindedir. Bu sayede o site, çalışanlarının maaşını, ofis giderlerini ve diğer şirket masraflarını öder ve daha fazla fayda yaratmak için çalışmalarına aynı hızla ve hazla devam eder.

İndirimsiz Alacak Kadar Zengin Değilim

İnternetten alışverişin en güzel tarafı, hem çok çeşit olması; hem de gerçek hayatta dükkanlara gir-çık yaparak belki de günler sürecek kıyaslamaları dakikalar içinde halledebiliyor olmamız. Her şeyi bir arada buluyor ve kolayca kıyaslıyoruz; böylece ihtiyacımız olan ürünü en uygun fiyata almaya çalışıyoruz. Ama İnternet’in “devrim” niteliğindeki asıl özelliği hiç kuşkusuz indirim kodları. İnternetten önce var olmayan bu dijital kodların arkasındaki mekanizma, online mağazaların daha ucuz olmasını sağlamak üzere hayata geçirilmiş. Dolayısıyla online alışverişi göz ardı etmeyelim. Hem kendimiz kullanalım, hem de bilmeyenlere anlatalım. İndirim kodu olmadan da kesinlikle alışveriş yapmayalım.

Wolverine Pençeleri Logan ve İndirim Kodları

Kampanyalar

Wolverine Pençeleri Logan ve İndirim Kodları için yorumlar kapalı

Yılın merakla beklenen Marvel çıkarmalarından biri olan Logan bu hafta vizyona girdi. Deadpool ile birlikte daha sert bir tona kavuşan Marvel sinematik evreni adına bir başka zafer olan Logan, çizgi seride Secret Wars döneminde meydana gelen olayların önemli bir kısmıyla da dirsek temasında bulunan “Old Man Logan” serisinin son derece serbest bir uyarlaması olma özelliğine de sahip!

logan-wolverine-3-mart

Yaklaşık 17 yıldır Wolverine suretinde perdeye endam buyuran ve serinin pek çok takipçisinin kolektif hafızasındaki karakterle birebir özdeşleşen Hugh Jackman, Logan ile birlikte karaktere veda ediyor ama ne veda! Bu zamana kadar sinematik kalitesi adım adım artan Marvel’in bu son bombası; hem beyazperdede hem de beyazcamda daha nitelikli uyarlamalar izleyeceğimizin sinyallerini veriyor adeta!

Özellikle son birkaç yıldır hem perdede, hem de televizyon ekranlarında izlediğimiz Marvel uyarlamalarının farklı kitleleri pozitif etkilediği aşikar. Yani “Guardians of the Galaxy” ile birlikte esneklik kazanmaya başlayan Marvel cephesi Deadpool ile birlikte de aradığı kanı da bulmuş oldu. Tabii ki Netflix’te boy gösteren Jessica Jones, Luke Cage, Legion ve özellikle Daredevil gibi serilerle birlikte sinematik evrenin kalitesi de bir tık yükseldi.

Old Man Logan ise, aslında çizgi seride öykü evreni adına pek çok kilit “an” barındırmakla birlikte Marvel’in en kişisel öykülerinden birine ev sahipliği yapıyordu! Serinin takipçileri; Logan filminin fragmanını gördüklerinde etkileyici olmakla birlikte zayıf bir uyarlama olacağını düşünmüş olsalar da, uyarlamanın hangi temelden hareket ettiği gün yüzüne çıktıkça kendilerinin çok daha çarpıcı bir versiyona hazırlamışlardı.

Logan, Marvel bünyesinde büyüyüp semirerek beyazperdeye fırlatılmış en karanlık ve en sert uyarlama. Biraz kaba bir tabirle Marvel sinematik evreninin Children of Men’e (ya da Last Of Us’a) evirilmiş hali diyebiliriz Logan için. Post apokaliptik bir öykünün servis edildiği filmde yaklaşık 25 yıldır hiçbir yeni mutant dünyaya gelmemiş. Bununla birlikte dünya çökmüş; Logan ise çöküşün ardından tamamen yorulmuş ve yılmış. Bilgeliği ile nam salan Charles Xavier ise artık mental yetilerini yitirmiş.

X-Men serisinin iki önemli kare asını bu kadar karanlık bir şablonda ve bu kadar çaresiz bir biçimde görebilmemiz adına Logan, sadece Marvel cenahının değil, belki de son yılların en cesur blockbuster’ı olma özelliği taşıyor. Dolgun bütçesine rağmen, sanki bağımsız bir yönetmenin ellerinden çıkmış izlenimi yaratmasının en önemli sebebi de bu cesaret elbette!

Logan, yeni ortaya çıkan bir mutant çocuğu; mutant türünün huzur içerisinde yaşadığına inanılan gizli bir yerleşim yerine götürme görevini üstlenmek suretiyle şöminenin alevini harlıyor. Bu noktadan itibaren de pençelerine hakim olduğu melankolik günleri de yavaş yavaş geride kalmaya başlıyor! Wolverine karakterinin bu son ve karanlık macerası ile birlikte; Marvel sinematik evreni için de bambaşka bir kapı aralanmış olacak gibi görünüyor.

Filme gelen ilk yorumlar fazlasıyla olumlu ve ileride çok daha sert çizgi uyarlamalar izleyeceğimizin de sinyallerini veriyor. Hugh Jackman’ın hırpaniliği ile izleyiciyi etkilediği muhteşem sanat ve görüntü yönetimiyle de tüm beklentileri karşılayan film; bu yılın yüz akı örneklerinden biri gibi duruyor.

Peki şimdi sadede gelelim: Logan’ın mücadelesini daha keyifli kılmak, ve serinin bu en etkileyici halkasının coşkusunu sevdikleriniz ile paylaşabilmek için siz de indirim kodlarından yararlanmaya ne dersiniz? Peki Sinemia diye bir keşifle bu keyfi taçlandırmak nasıl fikir? Eğer yanıtınız Evet ise “Sinemia” adresine bir gidip bakın ve 2 bilet fiyatına 1 ay boyunca nasıl 20-30 film izleyebileceğinizi öğrenin. Ardından da gelin indirimkodu.com’a ve Sinemia için değişik oranlardaki indirim kodları arasından size en uygun olanını seçin; ve Logan’ın bu son filmini çok daha keyifli bir hale getirin.

Tüm mutant dostlarına şimdiden iyi seyirler!

iPhone 8 Ne Zaman Çıkacak?

Kampanyalar

iPhone 8 Ne Zaman Çıkacak? için yorumlar kapalı

Apple geçmişi eskiye dayanan bir şirket olmasına rağmen, son 10 yıla kadar ofis bilgisayarları dışında çok yaygın kullanımı olan bir marka değildi ve sürekli Microsoft’un gölgesinde kalmıştı. Ancak şirket akıllı telefonların ilk çıktığı dönemde öyle bir pozisyon aldı ki o ısırık alınmış elma logosu birdenbire parladı. Başına i harfi konulmuş yeni yeni ürünler mantar gibi çıkmaya ve peynir ekmek gibi satmaya başladı. Apple o andan itibaren adeta bir futbol yıldızı, bir pop müzik sanatçısı, bir beyazperde starı gibi hayranlar, taraftarlar, hatta aşıklar oluşturan bir marka oldu. Artık insanlar yeni bir iPhone modelinin tanıtılmasını dört gözle bekler haldeler. Teknoloji tutkunu iPhone kullanıcılarını sevindirecek haberler ise yavaş yavaş basına ve internete sızmaya başladı. Peki iPhone 8 ne zaman çıkacak, yeni özellikleri neler olacak ve daha da önemlisi, fiyatı kaç para olacak? İşte akıllı telefon aleminin yeni prensi iPhone 8 hakkında bazı bilgiler.

iPhone 8’in Fiyatı Ne Kadar?

iPhone’un sekizinci nesil akıllı telefonu olacak iPhone 8 aynı zamanda iPhone’un onuncu yılında kullanıcılara verdiği bir hediye olarak konumlandırılacak. Bu da şimdiye kadar yaptığı her tanıtımda ve piyasaya sürdüğü her yeni üründe hayranlık ve şaşkınlık uyandıran firmanın üzerinde büyük beklentiler yaratıyor. Tabii ki henüz piyasalara kesin bir fiyat listesi sızmış değil, ama hem eski modellerin ilk çıkış fiyatları ile, hem de rakip ürünlerle karşılaştırıldığında dolar bazında büyük farklar olması beklenmiyor.

Bir teknoloji ürününün ötesinde, bir arzu nesnesi olarak da konumlandırılan iPhone, öncelikle 8 rakamına çıktığında muhtemelen markanın pek çok hayranı geceden mağazaların önünde yatarak ve rekor uzunlukta kuyruklar oluşturarak 4-5-6-7 rakamlı telefonlarını değiştirmek isteyeceklerdir. Bu da ilk haftalarda hem ürün tedariği sıkıntısı, hem de buna bağlı ikincil piyasalarda fiyat yüksekliği gibi geçici sorunlar oluşturabilir. Çünkü yeni bir nesil çıktığında bırakın diğer markaların ürünlerini, eski iPhone’lar bile demode oluyorlar. Döviz bazında fiyatlandırıldıkları ve döviz de şu ara yüksek seyrettiği için teknoloji ürünlerinin fiyatlarının tavan yaptığı bir süreçteyken, hem büyük bir teknoloji hem de bir prestij göstergesi olan iPhone 8 için kullanıcılar bazı fedakarlıklarda bulunmak zorunda kalacaklar mı? Aslında akıllı ve sabırlı davranılarak daha uygun ödeme koşulları bulunabilir; ayrıca indirim kodu gibi fiyat düzenleyici dijital paraları kullanarak uygun fiyatlarla yeni bir iPhone sahibi olunabilir.

Öte yandan iPhone 8 fiyatları, 32GB, 64GB, 128GB ve 256GB şeklinde ifade edilen kapasite büyüklüklerine göre de değişiklik gösterecektir.

Piyasaya Ne Zaman Çıkıyor?

İşte burası spekülasyona açık. Çünkü Apple’dan su sızıyor, bilgi sızmıyor. Dolayısıyla bir takım tahminlerde bulunmak mümkün. Mesela iPhone’un resmi olmayan bir gelenek olarak yeni sezonlarda tanıtım yapmayı tercih ettiğini biliyoruz. İnsanların artık yaz tatili havasından çıkıp tekrar hayata odaklanmaya başladıklarını düşünecek olursak yaz sonu firma için oldukça mantıklı bir tarih denebilir. Yazın pek çok kişi tatil yörelerinde olduğundan olası bir lansman yeterli kişiye ulaşamayabilir. Dolayısıyla yazı sonbahara bağlayan tarihler uygun görülüyor. Bu tarihin en yakını da Eylül ayına denk geliyor. Geçtiğimiz yıl 7 Eylül’de yapılan tanıtım çalışmaları baz alınırsa, bu yıl da (iphone 8’in 8 rakamından esinlenerek) 8 Eylül tarihinde bir tanıtım programı gerçekleştirilmesini bekleyebiliriz. Yani ürünün piyasaya çıkış tarihi de bu tanıtım sürecinde belirlenecektir; ama en az 100.000.000 (evet yazıyla yüz milyon) kişinin alması beklenen bir ürünün satışa çıkma tarihini profesyoneller kılı kırk yararak belirleyeceklerdir, orası kesin.

Bizi Hangi Değişiklikler Bekliyor?

Apple’ın radikal bir değişim olarak OLED ekranlı katlanılabilir bir telefon tasarlamış olabileceği yayılan dedikodular arasında. iPhone 8 ve iPhone 8 Plus’ın yanında değişik bir iPhone 8 modeli çıkması da olası görünüyor. Ayrıca katlanabilir ekran teknolojisi sunulduğu takdirde, şimdiye kadarki en büyük ekran boyutu olan iPhone 7 Plus’tan daha büyük bir ekran ile de karşımıza çıkabilir.

Akıllı telefon piyasasında Apple’ın en büyük rakibinin Samsung olduğu da gün gibi ortada. Rekabet kalite doğurur felsefesi bu alanda da çalışıyor. Ekran çözünürlüğünde Samsung’un asla ulaşamayacağı bir kalite için kolları sıvayan Apple’ın bu yeni ürününde 2560×1440 olan Quad HD’den daha yüksek bir çözünürlüğe sahip olacağı gelen bilgiler arasında. Son ürün iPhone 7 ile kıyaslandığında -ki iPhone 7’nin ekran kalitesi de üst düzey bir seviyedeyken- çok daha üstün bir görüntü kalitesi kullanıcıların deneyimine sunulacak.

Ayrıca bütün akıllı telefonların en büyük donanım sorunlarından birisi olan batarya konusunda iPhone 8 iddialı olacak gibi görünüyor. Markanın son akıllı telefon ürünü olan iPhone 7 Plus’ın 2900 mAh enerji kapasitesi vardı. Bazı yetkililerin röportajları ve açıklamalarından çıkarılan sonuçlara göre, iPhone aynı boyutta bir bataryada daha fazla enerji depolamak için de, yeni yazılımlar geliştirmek için olduğu kadar özen göstermiş. Bu yönden en az 3000 mAh bir enerji kapasitesi beklenirken fazlasının bile mümkün olabileceği düşünülüyor. Bu da telefonun prestij ve estetik yönündeki artılarına bir de pratik avantaj ekliyor. Tam olarak nasıl bir bataryanın bizleri beklediği de ürün tanıtımına kadar spekülasyonlara açık kalacak konulardan bir tanesi.

3 Boyutlu Yüz Tarama Teknolojisi

OLED ekran teknolojisinin kullanılacağı yeni akıllı telefonda, parmak izi tarayıcısı ve 3 boyutlu yüz tarayıcısı özellikleri de bekleniyor. iPhone 8, yüksek ihtimalle çerçeveli bir tasarımla sunulacak. Ancak bu çok ince ve göz zevkini asla bozmayan bir çerçeve tasarımı olacak. Samsung’un çerçeveleri kaldırarak ekranı genişletme hamlelerine iPhone 8’in nasıl cevap vereceği de merak konusu.

Yeni iPhone 8 hakkında sızan bilgiler ve bazı söylentilerin ne derecede doğruyu yansıttığına ürünün tanıtımından sonra her meraklı kullanıcının tanık olacağı kesin olsa da, iPhone tutkunları sabırsızlıkla yeni haberler bekliyor. Özellikleri ne kadar gelişmiş veya yerinde saymış olursa olsun, satışların tavan yapacağı şimdiden kamuoyunda kendini gösteriyor. Türkiye piyasasında çok da cüzi fiyatlarda alıcısını bulacağını söyleyemesek de, indirim kodu ve farklı promosyonlar gibi fırsatlarla yeni iPhone’ununuza hesaplı yoldan kavuşmak mümkün olabilir.

Peki Bir iPhone Nasıl Daha Ucuza Alınır?

Yukarıda iPhone hakkında uzun uzun bilgiler verdikten sonra bu sorunun cevabını da kısaca verelim. Sorunun kısa cevabı: www.indirimkodu.com

Dünyanın Tüm Havaalanlarının Bedava Wifi Kodları

Fırsatlar

Dünyanın Tüm Havaalanlarının Bedava Wifi Kodları için yorumlar kapalı

Sitemiz indirimkodu.com sadece indirim kodu veriyor diye düşünürseniz yanılabilirsiniz. Çünkü “kod” dediğiniz şey bir “şifre” ve biz bedava kodlar veriyoruz; ama bu bedava kodlar sadece alışverişte kullanılmıyor.

Mesela havaalanında uçak beklerken sıkıldınız, internete gireceksiniz; o halde internet şifresi/kodu lazım. İşte bu kodlar da bizim ilgi alanımızda, zira “ücretli bir şeyi bedava yapmamızı sağlayan kodlar” çok lezzetli şeylerdir. Hele bunları hazine bulur gibi toplu halde bulunca akşam rüyanıza bile girebilir.

Eğer siz de aynı fikirdeyseniz, şimdi önce size İstanbul’un 2 havaalanı için toplamda 10 farklı kod verelim -hepsi bugün itibarıyla geçerli ve kullanılabilir durumda- daha sonra da bunları nereden bulduğumuzu açıklayalım ki siz de gidin ve kodları en güncel şekliyle kullanın.

İstanbul Havaalanlarındaki Bedava Wifi Kodları:

A) İstanbul Ataturk Havalimanı:
1. Toss Cafe, wifi şifresi: atahava2012
2. Palmiye Turizm, wifi şifresi: phone-card
3. PrimeClass Lounge, wifi şifresi: Lounge2015
4. HSBC Premier Lounge, network adı: BTA_Guest kullanıcı adı: BTA9 şifre: STARWARS
5. Eat & Go, 501-504 kapılar, network adı: “Eat&Go 500BG” wifi şifresi: istanbul4
6. Skyteam Lounge, network: eatandgo, wifi şifresi: istanbul1
7. Skyteam Lounge, network: eatandGo2, wifi şifresi: istanbul2
8. Takeoff Cafe; network adı: takeoff, wifi şifresi: cafe1986
9. THY CIP Lounge, network: TKLounge, kullanıcı: TK, şifre: LOUNGE15JUL

B) Sabiha Gokcen Havalimanı:
10. THY CIP Lounge, network: thy, şifresi: investinTurkey

havaalani-wifi-sifreleri-anil-polat

Şimdi gelelim işin kaynağına:

Her ne kadar bu bilgiyi biz ingilizce kaynaklardan bulduysak da, bu derlemeyi yapan ve sürekli güncelleyen kişi bir Türk. İsmi Anıl Polat. Kendisi yoğun şekilde uçakla seyahat ettiği için insanların hava alanlarında sıkılmasını önlemek istemiş ve önce hobi olarak başlattığı bu uğraşını daha sonra bir internet sitesi, ardından da bir uygulama haline getirmiş. Üstelik sadece İstanbul ile yetinmemiş, gittiği her yerden bedava wifi kodu toplar ve yayınlar olmuş; hatta koleksiyon büyüdükçe bir adım daha ileri gidip başkalarının da kendisine gönderdiği kodları sitesinde ve uygulamasında paylaşmaya başlamış ve ortaya çok yararlı olduğuna inandığımız bir bilgi dağarcığı çıkmış. İnternetten Anıl Polat diye ararsanız bu kodların en güncel şeklini bulup kullanabilirsiniz.

Beyaz Eşya Seçiminde Bunlara Dikkat!

Haberler, İndirimler

Beyaz Eşya Seçiminde Bunlara Dikkat! için yorumlar kapalı

beyaz-esya-indirimkoduBeyaz eşyalar bir evin olmazsa olmazları. Özellikle son dönemlerde bir hayli gelişen ve birçok işleve sahip olan beyaz eşyalar her konuda en büyük yardımcılardan biridir. Ancak beyaz eşya alırken fiyatına ya da görünüşüne bakmak yerine daha detaylı bir inceleme yapmak gerekmekte. hem yeni evlenen çiftlerin hem de beyaz eşyalarını yenilemek isteyenlerin beyaz eşya seçerken nelere dikkat etmeleri gerektiğini sizler için derledik;

Beyaz Eşya Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

– Beyaz eşyaları koyacağınız alanı belirlemeniz ve ona göre beyaz eşya seçimi yapmanız gerekmektedir. eğer dar bir alnınız varsa bu alana uygun boyutlardaki beyaz eşyalar işinizi görecektir. Eğer dar bir alanınız varsa mutlaka beyaz rengi tercih etmelisiniz. Beyaz renkli eşyalar evinizi daha küçük göstermeyecektir.
– Kişisel ihtiyaçları mutlaka göz önünde bulundurmalısınız. İki kişilik bir ailenin buzdolabı kapasite ihtiyacı ile kalabalık bir ailenin ihtiyacı aynı olmayacaktır. Buna göre daha çok gıda alabilecek buzdolabı veya daha fazla kiloda çamaşır yıkayabilecek çamaşır makinesi tercih edilmelidir.
– Kullanışlı beyaz eşyalar her zaman işinizi kolaylaştıracaktır. Raflar ve kişiselleştirme fonksiyonları beyaz eşyalar için önemlidir.
– Beyaz eşyaların alırken elektrik tasarrufuna da dikkat etmekte fayda vardır. Daha az elektrik harcayan beyaz eşyalar faturalarınızın çok fazla gelmesini engelleyecektir.
– Beyaz eşyaların garanti şartları da çok önemlidir. Mümkünse servisi iyi olan ve müşteriyle ilgilenen firmaların ürünlerini seçmeye gayret edin.
– Herhangi bir elektrik kesintisinde buzdolabınız ile alakalı sorun yaşamamak için saklama süresine dikkat etmeniz önemlidir.

İndirimkodu.com Önerisi!

En kaliteli beyaz eşyaların indirim kodlarını bulabileceğiniz Teknosa mağazası için buraya,
Beyaz eşya seçiminde en doğru seçimi yapabileceğiniz Vestel mağazası için buraya tıklayınız.

Page 1 of 71 2 3 7