Kara Kıta Afrika’nın Renkli Destinasyonları

Fırsatlar

Kara Kıta Afrika’nın Renkli Destinasyonları için yorumlar kapalı

Afrika dendiğinde gözümüzün önüne ilk gelen resim, açlıktan bir deri bir kemik kalmış ve üzerinde sinekler uçuşan bitkin bir çocuk. Tüm dünyada böyle bir algı oluşmuşken, insanlar Afrika kıtasındaki benzersiz güzellikleri es geçebiliyorlar. Bu yazı kara kıtanın o kadar da “kara” olmadığını bir nebze olsun açıklamak ve rengarenk birkaç köşesinden bahsetmek üzere yazıldı.

Tatile Çıkmak İçin İdeal Bir Hedef

İnsanlığın en eski medeniyetlerinin bulunduğu; hem dünyanın en büyük çölünün, hem de dünyanın en büyük bitkisinin birlikte yaşadığı kıta olan Afrika, görmek isteyeceğiniz sayısız değeri üç otuz kuruşa sunuyor. Seyahat planınızı yapmadan önce internette kısa bir inceleme yaparak kıtanın en enteresan ilk 4 destinasyonunu bulabilir; ve bu yerlerin aslında hiç de o kadar kara olmadığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. İşte sırayla Afrika’nın gezip görmeye değer yerleri…

1) Mısır’da Kahire ve El-Uksur

Mısır, medeniyetin beşiği bir coğrafya olma özelliği taşır. Coğrafi konum olarak Anadolu ile benzer bir kader paylaşır. Ne tam bir Afrika, ne de bir Asya ülkesidir Mısır. Antik dönem “Akdeniz Uygarlığı” içerisinde Yunan, Roma ve Kartaca medeniyetleri ile birlikte yer almasından yola çıkarak Mısır için en doğru tanım Akdeniz ülkesi olmasıdır. Ülkemize de en yakın Afrika ülkesidir.

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Mısır’da fazla yabancılık çekmezsiniz. Yüzyıllarca süren bir Osmanlı devleti hakimiyeti, ortak bir din paylaşımı gibi etkenler Mısır’ı Türkiye’ye çok benzer kılmış. Sokak hayatı ve demografik yapısı Türkiye’yi andıran Mısır, ekonomik olarak biraz daha geride ve daha düzensiz şehir planlamalarına sahip. Yaşam kalitesi Türkiye’nin biraz daha gerisinde ancak turistik değeri paha biçilemez.

Kahire

Kahire, ülkenin başkenti olma ünvanını taşıyor. Nil Nehri’nin içinden geçtiği Kahire on milyona yakın nüfusuyla kalabalık bir şehir. Kahire’ye özel bir yolculuk yapacaksanız gezilecek yerleri anlatmakla bitmez ancak bu yazıda sadece uluslararası turistik değeri yüksek olan, ölmeden önce görülmesi gereken yerlerine değineceğiz.

Kahire’ye gider gitmez ilk görülmesi gereken, turist olduğunuz anlaşıldığında zaten herkesin sizi kolunuzdan tutup götüreceği ilk yer tabii ki de ünlü Piramitler’dir. Dışarıdan bakıldığında düz ve sade bir piramit olan Giza Piramidi, içerisinde barındırdığı sayısız gizemle tarih boyunca inşa edilmiş bütün piramit yapılar arasında en meşhuru olmuştur. Birçok mucizesinin bilindiği yapı aslen bir anıt mezar iken, inşaat için kullanılan malzemeler, teknikler ve bir mezar için dönem inanışı için dahi fazla olan yapı özellikleri (yapının içerisindeki ışık yansıtma düzeneği, yaraların hızlı iyileşmesi, mayalanmaların daha hızlı gerçekleşmesi vs.) bu piramitin o dönem teknolojisi ile inşa edilmesinin imkansız olduğunu gösteriyor. Bu veriler ışığında Piramitler’in gerçekten kim tarafından yapıldığı, asıl amacının ne olduğu konusunda tarih boyunca sayısız teoriler üretilmiştir. Bilinen bir diğer gerçek de şudur ki, Piramitler’in mimarı Imhotep ve inşaatında çalışan bütün işçiler, Piramit’in yapım sırlarının açığa çıkmaması için birkaç kilometre uzaktaki toplu mezarlara gömülmüşlerdir.

Kahire’nin bir diğer gözbebeği de Mısır Müzesi’dir. Antik Mısır dönemine ait her şeyi yerinde görebileceğiniz, dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden birisidir. Meşhur genç Firavun Tutankhamun’un hazinesinin parçaları, Antik döneme ait elmaslar, işlenmiş değerli taşlar, mumyalar, kısacası bugüne kadar televizyonda ve internette Mısır ile özdeşleşmiş her küçük ayrıntıyı bu müzede bulabilirsiniz.

El-Uksur ya da Luxor

Arapça adı El-Uksur, İngilizce’ye Luxor olarak geçmiş bu Mısır şehri de, tarih turizminde Kahire’yle kıyaslanabilecek bir öneme sahip. Antik döneme ait sayısız eserler, yapılar bu şehirde bulunuyor. Karnak, Krallar Vadisi, El-Uksur Tapınağı, Medinat Habu, El-Uksur Müzesi ziyaret edilmesi gereken önemli noktalar.

– Karnak

Karnak, antik Mısır’ın başkentlerinden olan kutsal Thebes (Teb) şehrinin üç büyük tanrısına ve firavunların şerefine inşa edilmiş bir kompleks tapınaktır. Bu yapının Türk İslam mimarisindeki karşılığını Külliye olarak görebiliriz. Tapınakın etrafında bulunan birçok yapı ve hizmet binasının oluşturduğu yapılar bütünü olduğu söylenebilir. Karnak, kutsal ibadet alanları, dikilitaşlar, büfe alanları gibi birçok yapıyı bir arada bulunduruyor. 2 Kilometrekarelik bir alanda kurulu olan bu kompleksin merkezinde Mısır tanrılarının en kudretlisi olan Amun’un tapınağı yer alıyor. Bu tapınağa “Amun’un dünyevi evi” de deniyor. Hiyerogliflerin, resimlerin, çömlek işlerinin, mumya ve heykellerin sayısız örneğinin bulunduğu bu tapınak, tamiratlar, restoreler dahil 1500 yıl boyunca sürekli olarak inşa edilmeye devam edilmiştir.
-Krallar Vadisi
Krallar vadisi, Antik Mısır’ın Yeni İmparatorluk döneminin bir almanağı gibidir. 64 Mısır firavununun ve diğer hanedan üyelerinin mezarları bu bölgede bulunurlar.

– El-Uksur Tapınağı

Yeni İmparatorluk döneminde inşa edilen, tıpkı Karnak gibi ihtişamlı bir tapınak merkezli kompleks yapıdır. Üçüncü Amenhotep döneminde başlayan inşası, 177 yıl sürerek ancak İkinci Ramses döneminde tamamlanmıştır. Dikilitaşlar, üç büyük Teb tanrısının heykelleri ve Mısır Sfenksleri ile dolu ihtişamlı bir yapı. Karnak’tan sonra Antik Mısır Medeniyeti’nde inşa edilmiş en büyük tapınak kompleksidir.

– Medinat Habu

Üçüncü Ramses’in anıt mezarıdır. Aynı zamanda tapınak olma özelliği de taşır. Karnak ve El-Uksur tapınak komplekslerinin aksine yekpare, sarayvari bir yapıdır. Mısır Medeniyeti’nin tanrı Amun ile ilişkin ilk tapınağı olma özelliğini de taşır. Bu büyük yapının içerisinde tapınaklar, kraliyet sarayı, atölyeler, idari yapılar, memur ve din adamları için daireler bulunmakta. Yüzyıllar boyu Yeni Krallık’a ekonomik ve idari merkez olmuştur.

– El-Uksur Müzesi

El-Uksur Müzesi, Eski Krallık yıllarından Memlükler’e kadar olan bin yıllarca süren uzunca bir dönemi kapsayan eserler barındırmakta. Günlük eşyalar, tarihi sanat eserleri, takılar, savaş aletleri gibi sayısız tarihi eser bu müzede sergilenmekte.

2) Victoria Şelalesi / Zimbabwe-Zambiya

Uluslararası kamuoyunda Victoria Şelalesi olarak bilinen bu doğa harikasının yerel halk arasındaki adı Mosi-oa Tunya’dır. Zimbabwe ve Zambiya arasındaki doğal sınır olarak kabul edilen Zambezi nehrinin üzerindedir. Yaklaşık 1700 metre genişliğe sahip şelale, 128 metrelik yükseklikten dökülür. Şelalenin bu dinlendirici ve büyüleyici görüntüsüne ek olarak, kendine ait hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.

Şelalenin iki isminin de anlamı vardır. Victoria Şelalesi, Kraliçe Victoria döneminin ihtişamlı Birleşik Krallığı’nın tüm dünyada kendini gösterdiği zamanlarda, Afrika’nın zenginliklerinin keşfi için görevlendirilmiş sayısız kaşiflerden David Livingstone’un verdiği bir isimdir. Bu doğa harikasına, ihtişamı ve güzelliği ile kraliçenin adını yaşatması için bu ismi vermiştir.

Mosi-oa Tunya adı ise, yerel halk tarafından verilmiş, şelalenin asıl adıdır. Anlamı: “Gürleyen Bulut”tur.

Mosi-oa Tunya ya da Victoria Şelalesi, Unesco Dünya Mirasları arasında yer almaktadır.

3) Etiyopya’da Lalibela

Lalibela, Etiyopya’nın tarihi ve mimari anlamında en zengin şehridir. Başkent her ne kadar Addis Ababa olsa da, turistik anlamda Lalibela Etiyopya’nın en çekici kentidir. Lalibela’nın bu şöhreti ise, şehirde bulunan kaya-oyma kiliselerdir. Petra’yı andıran bir fikir gibi görünse de, Aztek medeniyetinin inşa ettiği Chichen Itza, mimari disiplin olarak bu yapılara daha yakındır diyebiliriz. Lalibela’da birçok örneği bulunan bu mimari tarzın başyapıtı olarak St. George Kilisesi’ni göstermek mümkündür. Kayadan yapılma bu binada ince işçilik desenleri görmek, ziyaretçilerde hayranlık uyandıran en önemli unsurdur. Mimari ve mühendislik harikası yapısı, binanın iç kolonlara olan ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Yapay bir çatı yerine, yine kaya oyularak üzerinde resmedilmiş bir haç imgesi mevcuttur. Yekpare bir yapı olarak görünür. 15 metre kadar yüksekliğe sahip olan bu kilise, Lalibela kaya-oyma kiliseleri içerisinde en ünlü olanıdır. Bu yapıların tamamı da Unesco Dünya Kültür Mirasları arasında bulunmaktadır.

Meryem Ana Kilisesi, Aziz Emmanuel Kilisesi, Medhane Alem Kilisesi de Lalibela’da bulunan bu disiplinin örneği diğer kiliselerdir.

4) Fas’ta Marakeş ve Fez

Marakeş ve Fez, başkenti Rabat olan Fas’ın diğer büyük şehirleridir. Afrika’nın Avrupa’ya elini uzattığı, dokunmaya çalıştığı nokta olan Cebelitarık Boğazı’nın güneyinde, İspanya’nın altında kalan bu ülke, tarih boyunca İspanyollar ile kültürel etkileşimde bulunmuştur. Fas, içerisinde Osmanlı, Arap, İspanyol ve Fransız kültürlerinden unsurlar barındıran ve etnik kökeni Berberiler olan bir kültür mozaiğidir. Kuzey Afrika’da keşfedilmeyi bekleyen ülkeler arasında sırasını bekliyor.

Marakeş

Marakeş adı, Berberi dilinde “Tanrı’nın şehri” anlamına gelmektedir. Fas coğrafyası ve devleti bu şehirle öylesine özdeşleşmiştir ki, İngilizce adı olan Morocco da, bu şehirden esinlenerek verilmiştir bu coğrafyaya. Şehrin orijinal adı Murakush’tur ve görülmeye değer birçok yer barındırır.

Djeema El Fna, Marakeş’in kalbidir. Yüzyıllardan beridir bu kentin ticari ve sosyal merkezidir. Ülkemizdeki benzer örnek olarak Taksim Meydanı’nı verebiliriz. Folklorik gösteriler, kültürel yiyecekler, sanat faaliyetleri gibi birçok aktivite bu alanda gerçekleşmektedir.

Bahia Sarayı, kentin en ihtişamlı yapılarından birisi kuşkusuz. Yapının içyapısındaki süslemeler, tabandan tavana kadar ince işçilikle bezenmiş durumdalar. 8 hektarlık bir alana kurulu olan bu sarayda tam 150 oda bulunmakta. Mermer ve ahşap oymaların süslediği, büyüleyici bir atmosfere sahip saray, günümüzde Marakeş’in en önemli turistik merkezlerinden birisidir.

Kasbah Camii ise, özellikle bir Türkiye vatandaşı için oldukça ilginç bir ziyaret olacaktır. Alıştığımız yapıda kubbeler, sütunlar, işlemeler ve her biri ayrı anlamlar taşıyan minare ve şerefeler, Kasbah Camii için geçerli örnekler değiller. 1190 yılında inşa edilen cami, şehrin döneme ait renk yapısına uygun bir biçimde tasarlanmış. Çok açık bir kızıl renge sahip cami binasında kubbeler bulunmuyor. Kasbah Camii, Osmanlı dönemi kervansaray ve vali saraylarını andıran köşeli ve oyma işlemeli bir mimariye eklenen, yine dikdörtgen prizması şeklinde bir de minareye sahip. Bu minare, alışık olduğumuz şekilde, caminin tamamlayıcı bir süslemesi gibi görünmekten öte, sanki bütün yapı bu minareyi ön plana çıkarmak ve ayakta tutmak üzere yapılmış gibi, büyük ve süslü. Ayrıca caminin rengi açık kızıl iken, net bir şekilde pembe rengiyle minarenin dikkat çekiciliği daha da arttırılmış halde.

Fez

Fez, yerli adıyla Fas şehri ülkenin bir diğer büyük ve tarihi zengin şehridir. Tıpkı Avrupa dillerinde “Morocco” olan ülke adının Marakeş şehrinden gelmesi gibi, bizde de coğrafyanın adının Fas olması bu şehirle ilintilidir. Bunun muhtemel sebebi ise, bölge devletiyle ilk ciddi siyasi ilişkiler dönemi olan Kanuni Sultan Süleyman devrinde Fas Krallığı’nın başkentinin bu şehir olmasıdır. 1 milyon yüz bin küsur nüfusuyla ülkenin en kalabalık ikinci şehridir.

Bou Inania Medresesi, Kraliyet Sarayı, İbn Danan Sinagogu, El-Attarine Medresesi ve şehir merkezindeki kültürel ahşap boyacıları, çömlekçiler, yerel lezzet restoranları bu şehri görmeye değer kılıyor.

5) Nasıl Gitsek?

Kısa bir yazıya tüm Afrika kıtasını sığdırmak tabii ki mümkün değil. Afrika Kıtası’nın yukarıdaki havai fişek gösterisi gibi sıralanan 4 önemli destinasyondan çok daha büyük olduğunu; Güney Afrika, Madagaskar, Fildişi Sahilleri, Senegal, Kamerun, Kenya, Yeşil Burun Adaları ve anlatmakla bitmez daha nice güzelliklere sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla gezilmeye doyulamayacak zenginliklere sahip olan bu kıtaya seyahat planlayanların internetten en doğru fikirleri bulacakları da muhakkak. Örneğin işe Tatil.com indirim kodu; veya ETStur hediye çeki; veya Hotels.com promosyon kodu aramakla başlanabilir. Çünkü artık ister oteli ve uçak biletini ayrı ayrı rezerve edin; ister ulaşım ve konaklamayı bir seferde paket tur şeklinde satın alın; dünyadaki tüm alternatiflere sadece internet üzerinden ulaşmanın mümkün olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu nedenle bizim önerimiz, eğer seyahat planlıyorsanız, soğukların yavaş yavaş kuzey yarıküreye hakim olmaya başladığı şu aylarda güney yarı küreyi dikkate almanız. Dünyanın en büyük yapraklı bitkisini de, dünyanın en büyük çölünü de, dünyanın en romantik dağını da, dünyanın 7 harikalarından birini de, dünyanın en güzel şelalesini de aynı anda barındıran bu güzel kara kıta, pek çok kaşife göre dünyanın en unutulmaz seyahatini bize altın tepside sunmaktadır.

About İndirim Kodu

İndirim Kodu, Gerçek Bir İndirim Kupon Kodu Sitesidir. http://www.indirimkodu.com